Batum’da Bir Gün

GÜRCİSTAN,

Tam bir plan insanı olsam da, sürpriz gezileri seviyorum. Uzun süre göz ardı ettiğim, “Bir gün giderim” diye düşündüğüm Batum’a da bir son dakika fırsatıyla gitme şansım oldu. Benim için kapalı kutu olan bir coğrafyanın da kapısını aralamış oldum böylece… Hava konusunda da her zamanki gibi şanslıydım, Kasım ayı için güzel denebilecek bir hava karşıladı bizi, yağmur bile yağmadı 🙂 Şehre Cuma gecesi vardık ve Pazar öğlen ayrıldık, yani ancak 1 tam gün ayırabildim.

Ulaşım:

Biz Trabzon havalimanından, Havaş otobüslerini kullanarak Hopa’ya ulaştık. Hopa’dan da Sarp sınır kapısına taksiyle gitmek mümkün. 50 tl fiks ücreti var taksilerin. Dönerken ise Sarp-Hopa arasında minibüs kullandık. Kapı çok yoğun değildi. Yine de tavsiyem direkt kendi havalimanını kullanarak Batum’a ulaşmanız, Trabzon-Hopa arası Havaş’la yaklaşık 3 saati buluyor çünkü.

Gürcü tarafında pasaport kontrolü çok da çabuk bitmiyor açıkçası, biraz şaşırdım. Arkadaşımının pasaportu yeni olduğu için baya incelediler ve yaklaşık 15 dakika sürdü bu inceleme.

Sarp Sınır Kapısı

 

Türk kimlikleriyle girmek mümkün olsa da, yıpranmış olanlara sorun çıkardığını okuduğumuz için, biz pasaportla giriş yaptık. Havalimanı çıkışında olduğu gibi, yurtdışı harç pulu alıyorsunuz Sarp’ta da. Sarp çıkışında sizi taksiler bekliyor, şehir merkezine yaklaşık 20 lariye gitmek mümkün, Türk parası da kabul ediyorlar bu arada. Şehir içindeyse birçok noktaya yürüyerek ulaşılabilir. Benzin Gürcistan’da çok ucuz, taksiler de ucuz haliyle…

Batum’da açık döviz bürosu bulmak kolay, Pazar günleri bile…

Konaklama:

Batum’da konaklama fazlasıyla ucuz, hatta üzücü bir şekilde. Biz Warmguesthouse isimli bir pansiyonda kaldık, gecelik kişi başı 23 tl gibi bir rakam ödedik, oldukça merkezi ve temizdi. Sahil yoluna çok yakındı. Sahibi, triplex evini pansiyona çevirmiş, zaten Batum’da çokça görebilirsiniz bu sistemi.

Odamız manzaralıydı 🙂

Batum’da hostel seçenekleri de mevcut…

Batum yaz aylarında özellikle Rus ve Türk aileler tarafından sıkça tercih ediliyor, çoğu da 1-2 aylığına ev kiralıyorlar burada.
Sokak manzaraları

Neler yapmalı

Bizim çok kısıtlı vaktimiz olduğu için, belli başlı şeyleri görebildik. Şansımıza hava da çok güzeldi ve yürüyüş yolunun keyfini çıkardık. Batum merkezi küçük bir yer ve yürüyerek çoğu noktaya ulaşılabiliyor.

Günümüz Gürcistan’ında heykelcilik büyük bir gelişme göstermiş. En belirgin örneği Tiflisli heykeltraş Tamara Kvesitadze tarafından yapılan Ali ve Nino isimli heykeller. Kurban Sayid’in aynı adlı romanından esinlenerek yapılan bu heykeller, Batum’un simgesi durumunda…

Hareket eden bu heykeller günün belli saatlerinde bir araya gelip sonra yine ayrılıyorlar, yani aslında savaşın onları ayırdığı gibi. Gördüklerim arasında beni en çok etkileyen sanırım buydu…

Irakli Tsuladze  imzalı “First Love”

Yazın sahil hınca hınç dolu oluyormuş, Karadeniz olmasına rağmen denizi oldukça sakin görünüyordu…

En soldaki Batum’un bir diğer ünlü yapılarından Alfabetik kule…Üstü eski Gürcü alfabesinden harflerle kaplı ve DNA sarmalına benzeyen bir yapısı var.

Tiyatro Binası

Nurigeli gölü kıyısı…Batum yeşilliğin tadını çıkarmak için ideal bir mekan. Gittiğim her şehirde, parklarda vakit geçirmeyi seviyorum…

Şehrin meşhur Avrupa Meydanı…Burada Medea heykeli ve Gürcü halk kahramanı Memed Abashidze’nin heykeli bulunuyor…


Yeme İçme

Aslında bizim Batum’a esas gidiş sebebimiz yemekti 🙂 Meşhur haçapuriyi ve şaraplarını denemek istemiştik. Özellikle içki Gürcistan’da çok ucuz. Dönüş yolunda bizim gibi taşıma sorununuz yoksa şarap ve votka mutlaka almalısınız 🙂

Hem Gürcü hem Türk tarafında SETUR mağazalarından içki alabilirsiniz…Valizde kırılacağından korktuğumdan ben alamadım…

Gürcülerin milli yemeği Haçapuri (Khachapuri) değişik şekillerde hazırlanabiliyor. İçinde meşhur peynirlerinden sulguni bulunuyor. Bu klasik yumurtalı olan Adjara usulü haçapuri, tereyağıyla servis ediliyor. Ortalama fiyatı 5 Lari, yani yaklaşık 7.5 Lira. Batum’da mekanlar çok geç açılıyor, sabah 10’da hala kahvaltı yapacak yer bulamayınca Necco isimli cafede haçapuri yedik. Ben yumurta sevmediğim için, bu klasik olan bana pek hitap etmedi 🙂

Öğle ve akşam yemeği içinse, çok fazla vaktimiz olmadığı için pansiyonumuza da yakın olan, meşhur Shemoikhede isimli restaurantı tercih ettik. Burasının, aynı sokak üzerinde iki şubesi var, sabah 10’da açılıyor ve akşam 10’a kadar servis var. Gürcüler Türkçe biliyor, hatta İngilizce’den ziyade Türkçe iletişim kurmaya çalışmak daha pratik olacaktır.

Gürcüler geç kalktığı için tek müşteri henüz biziz 🙂

Benim favorim Lazuri haçapuri oldu…Üstü gibi içi peynirli…Hatta peyniri fazla bile…Gürcüler peynir konusunda fazla cömert.

Armut suyu eşliğinde şiş haçapuri…Bunun hamurunu biraz ağır buldum, ayçöreği hamuru gibiydi. İçi de gereğinden fazla peynirliydi. Sipariş verirken çok abartmaya gerek yok o yüzden, porsiyonlara büyük olduğu için paylaşılabilir. Armut suyu bizim Fruko’ya benziyor 🙂

Akşam yemeği için de yine Shemoikhede’deyiz. Ortaya karışık birkaç Gürcü lezzeti denemek istedik. Hinkali isimli Gürcü Mantısı denenmeli, ama bizim mantının tadına alışanlar için hamuru biraz yavan gelebilir. Biz kıymalı olandan söylemiştik, içi sulu ve lezzetliydi. Yanında cevizli patlıcan ve mısır unundan yapılan Mchadi isimli ekmek söyledik. Mchadi yağda kızartılmış güzel bir ekmek. Özellikle peynirle servis ediliyormuş.

Ojakhuri…Biz kuzu etli olanından söyledik ama domuz eti veya sadece sebzeli olan da var. Eti fena değildi ama patatesleri harikaydı…Fiyatı 10 Lari.

Batum’un meşhur barlarından Chacha Time…

Milli içecek cachayı içmedim ama şarap içmek için tercihimiz burası oldu. Gürcü şarapları genellikle yarı tatlı. Fiyatlar çok ucuzdu, bir kadeh 5 Lari..

Batum gündüz ve gecesi farklı bir şehir…Gündüz bakıldığında koca bir inşaat alanında, birbiriyle alakası binalar yığını görürken, gece ise ışıklı ve çok daha görkemli bir hal alıyor. Benim ilgimi çekmese de, Batum kumarhaneleri ve gece hayatıyla ünlü…

Meşhur Princess Casino…

Kısa gezimin sonunda, aslında bize çok yakın olan ve nedense göz ardı ettiğimiz diğer ülkeler ve şehirler geldi aklıma…Avrupa’da neredeyse tüm ülkelerde bulunmuştum ama buraları hep es geçmişim. Batum’a yakın gelecekte tekrar gider miyim bilmiyorum ama başkent Tiflis’e gitmeyi düşünüyorum. Hatta Erivan’ı da listeme ekledim. Bu bölgede gezmek aslında bir nevi 80’ler nostaljisi yaşatıyor insana…Gürcistan yavaş yavaş toparlanan, AB’nin desteği ile yüzünü biraz daha Batı’ya dönerek gelişmeye çalışan bir ülke…Yakın zamanda turizm konusunda da iyi bir pazarlamayla çokça turist çekeceğine inanıyorum…Özellikle yaz aylarında, Karadeniz dolaylarında deniz tatili yapmak isteyenler için ideal olacaktır.

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.