Belgrad

SIRBİSTAN,

Son yıllarda çok konuşulan, özellikle gece hayatıyla bilinen Belgrad’a, çok büyük beklentilerle gittiğim söylenemez. Ama tabii böyle düşündüğüm birçok şehirde olduğu gibi, Belgrad’da da sürprizlerle karşılaştım. Hem Balkan hem Avrupa kültüründen izler taşıyan  şehirde bir “turist” gibi hissetmeyi geçtim, yabancılık bile çekmedim. İstanbul’a yakın olması, ucuzluğu, tarihsel bağımız, vize sorunu olmaması ve daha birçok sebeple Belgrad oldukça uygun bir destinasyon. Avrupa’da gece hayatı denince akla gelen ilk şehirlerden olsa da – hatta yakında Berlin’i de geçeceği söyleniyor – sadece eğlence arayanlar için değil, keyifli ve sakin bir şehir deneyimi yaşamak isteyenler için de birçok seçenek mevcut.

Belgrad’da adım başı bir cafe karşınıza çıkıyor desem abartmış olmam sanırım. Ve çoğu da sabah 7’de açılıp gece geç saatlere kadar hizmet veriyor. Sosyal yaşamın bu denli hareketli olmasının belli sebepleri var öğrendiğim kadarıyla. Halk, çok yüksek bir gelire sahip değil ve lüks harcamaları yok, örneğin seyahate bütçe ayıramıyorlar. Dolayısıyla onlar da bulundukları yeri güzelleştirmek ve oranın tadını çıkarmak istiyorlar. Ayrıca işsizlik seviyesi yüksek ve fiyatlar da uygun olunca, halk sosyalleşmeyi tercih ediyor. Bu arada backpacker endeksine göre Belgrad dünyanın en ucuz 26. şehri. Listeye göre İstanbul daha pahalı 🙂

Bohemian Quarter  Skadarlija

Şehrin en meşhur bölgelerinden biri “Skadarlija”, Belgrad’ın Montmarte’ı (Paris’in ünlü semti) olarak da biliniyor. Bir zamanlar sanatçıların buluşma yeri olan bölgede “kafana” adı verilen restaurantlar geleneksel bir Sırp gecesi yaşamak isteyenlere ilk önerilen yerler oluyor. Aslında biraz Nevizade & Asmalımescit meyhane atmosferi gibi düşünebilirsiniz ama burası daha kompakt ve fiyatlar daha uygun 🙂 Bu bölgenin hikayesini daha detaylı dinlemek isterseniz, Belgrade Walking Tour isimli grubun turuna katılmanızı öneririm; rehberimiz Zeljko bize tur sırasında hem bir tür erik rakısı olan milli içecekleri rakijayı ikram etti, hem de sokak hakkında ilginç bilgiler verdi. Sırplar rakijayı denetmek konusunda çok ısrarcı, geri çevirmeyin derim 🙂 Çoğu Sırp evinde bile yapıyormuş bu içkiyi.

Fotoğrafların çoğunu gündüz çektim tabii, gece bambaşka bir yere dönüşüyor. Belgrad’ın gece ve gündüzü tamamen iki ayrı şehir gibi zaten bu arada. Hem hafta içi hem hafta sonu hareketli bir sokak burası, gerçi kışın Belgrad’ın yaz mevsimindeki gibi keyifli olmadığını söylüyor yerliler. O yüzden Belgrad gezinizi mümkünse Mayıs-Eylül arasındaki bir tarihte yapmanızı tavsiye ederim.

 

Kalemegdan

Kalemeydan halkın yine buluşma noktalarından ve muhtemelen geziniz boyunca sıkça uğrayacağınız bir yer. Burada park, askeri müze, botanik bahçe, restaurant ve çeşitli cafeler bulunuyor. Bir tür yaşam alanı aslında burası. Belgradlılar burada bisiklete biniyor, parkta dinleniyor ya da piknik yapıyor. Şehrin en güzel manzarasını da buradan izlemek mümkün. Üstelik sadece gündüz değil, gece de hareketli. Kaldığım yer, Hostelche buraya çok yakındı, kalacak yer arayanlara tavsiye ederim.

Kale içindeki Boho Bar…Hem gündüz hem akşam çok keyifli…

Yüzen Barlar ( Splav ya da Splavovi)

Belgrad’ın meşhur gece hayatının bir kısmını “yüzen barlar” oluşturuyor. Sava nehri kıyısına kurulu bu barların çoğu gündüz de açık ve öğle yemeği servisi de veriyorlar. Fiyatlar ortalamanın biraz üzerinde. Bu arada Belgrade gece hayatı oldukça geç başlayıp, sabaha kadar sürüyor. Hatta ben sabah 7’de uyanıp kahvaltıya gidip geri döndüğümde, hostel görevlisi “Hoşgeldin, umarım gece iyi eğlenmişsindir” dedi 🙂 Burada norm bu yani. Eğer gece hayatını keşfetmek istiyorsanız, gezinizi haftasonuna denk getirmenizi tavsiye ederim. Bir de kışın çoğu kapalı bu “bot” barların.

İsmini Belgrad’ın koordinatlarından alan 20/44

Başta da yazdığım gibi, şehrin her yanında çeşitli konseptlerde café barlar bulmak mümkün. Dorcol’daki (Bu arada Dorcol = Dört Yol :)) 19 grams Double Espresso isimli mekan, double espresso için en uygun ölçünün 19 gram olduğunu iddia etmiş ve bu ismi vermiş.

Kafeterija (Adres: Kralije Petra /16)

Kafeterija’da Capri isimli tatlı…

Yemek

Belgrad’da yemek olayı hem ucuz hem de bizim damak tadımıza hitap ediyor. Balkan mutfağının en meşhur yemeklerinden “Cevapcici” bizim Tekirdağ köfteye benziyor ama ben et konusunda seçici olduğum için öyle çok da bayıldım diyemem. Soğanla veya kaymakla servis ediliyor. Porsiyonlar kimi yerde bizdekinin iki katı.

Belgrad’ın en eski bar/restoranı ?/ Question Mark ismini taşıyor. Karşısında kilise olduğu için yapım aşamasında çok sorun çıkmış ve isim konusu belirsiz kalmış. ? olarak yoluna devam etmiş. Yemekler fena değil, fiyat ise uygun.


Şehrin en meşhur restoranlarından Manufaktura Cevapi ve Sopska salatası. Özellikle salatayı çok sevdim.

Kahvaltı için börekten başka bir şey yemedim diyebilirim 🙂 Börekler çok ucuz ve çeşitli. Şehrin birçok yerinde şubesi bulunan Hleb & Kifle börek ve ekmek çeşitleri olarak oldukça sevdiğim bir yer oldu. Bir porsiyon böreğe ödeyeceğiniz ücret 3 veya 5 tl.

Burekdzinica Sarajevo. Şu porsiyon için yaklaşık 1 Euro ödedim. Cumhuriyet Meydanı’na çok yakın. Adres: Svetogorska 38

Belgrad’da musluktan su içilebiliyor. Ayrıca sokaklardaki çeşmelerden de doldurabilirsiniz. Şehirde Starbucks ve Burger King yok 🙂 Ama McDonalds ve KFC çok yaygın olmasa da bulunuyor.

Belgrad’da türk kahvesi de kolayca bulabilirsiniz. Bazı yerlerde Domestica Kafe olarak da satılıyor. Bizim hostelde cezve ve kahve bulunduğu için orada içmeyi tercih ediyordum.

Pljeskavica / Sırp Burgeri

Savamala

Şehrin en farklı ve keşfe değer bölgelerinden birisi de burası. Barlar, gece kulüpleri ve farklı sanat galerilerine uğramanızı önerebilirim. Burada şimdilerde Birleşik Arap Emirliklerinin yeni bir projesi devam ediyor. Rezidanslar ve alışveriş merkezleri yapılacak. Yerli halk bu durumdan pek memnun değil. Hatta gelen turistlere “İyi ki şimdi geldiniz, Belgrad 5 sene sonra çok değişmiş olacak” diyorlar.

KC GRAD / Kültür Merkezi. Burası bir fabrikayken kültür merkezine dönüştürülmüş. Konferanslar, partiler, sergiler ve atölyeler düzenleniyor.

Ada Ciganlija

Denize kıyısı olmayan birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi, Belgrad’da da bu eksiklik kolayca giderilmiş. Sava nehriyle çevrili bu yarımada merkeze 10 dakika uzaklıkta bulunuyor. Özellikle haftasonu gidiyorsanız, tüm Belgrad’ın burada olduğundan emin olabilirsiniz, sabah yolda gördüğünüz birini öğlen burada görmeniz çok olası J Nehirde yüzmek öyle çok da keyifli olmasa da, çeşitli su sporları, voleybol, bisiklet veya piknik alanlarında vakit geçirebilirsiniz.
Yapmak istediğim birkaç şey daha kaldı ama artık bir dahaki sefere. Genellikle bloglarda 2 günün yeterli olduğu söylense de ben katılmıyorum, eğer şehrin gerçek havasını yaşamak istiyorsanız en az 4 gün ayırmalısınız.

P.S: Gitmeden önce www.bellegrade.com isimli blogdan sıkça faydalandım. Şehrin yerlisinden tavsiyeler almak istiyorsanız mutlaka bir göz atın.

 

 

 

 

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.