Damnoen Saduak Floating Market

TAYLAND,

Bangkok denince aklınıza nasıl bir görüntü geliyor? Gökdelenler, tapınaklar, gece hayatı vs vs…Google açısından bakarsak, ilk çıkan şeylerden biri ise floating marketler…Türkçe karşılığı olarak “yüzen market” kullanabiliriz sanırım. Uzakdoğu ve özellikle Tayland’la sıkça özdeşleştirilen bu marketler, Bangkok’ta sayısını bilmediğim kadar çok var. Modern Bangkok inşa edilmeden önce, insanların mallarını satabilmek için kullandığı en büyük araç nehirmiş ve dolayısıyla bu nehir üstü pazarlar en popüler satış yerleriymiş. Şimdilerde biraz turistik bir aktiviteye dönse de, gitmeyi çok istiyordum. Çoğu, hafta sonu açık, çünkü pazarda çalışanlar başka işler de yaptıkları için tüm haftayı ayıramıyorlar. Benim şehirdeki günlerim hafta içine denk geldiği için sadece tüm hafta açık olan ve en çok bilinene gidebildim: Damnoen Saduak…

Bangkok’un yaklaşık 90 km batısında bulunan bu market, aslında artık neredeyse sadece turistler için var. Yani halkın gelip alışveriş yaptığı bir yer olmaktan çıkmış. Bangkok’tan buraya turistik amaçlı günübirlik geziler var. Ben ise tur şirketlerini tercih etmedim, ve kalabalıktan kaçınmak adına geziyi kendim planladım.

Planım, otobüs terminalinden(Southern Bus terminal veya San Thai olarak bilinen), sabah saat 6’daki 78 numaralı otobüse binip ulaşmaktı. 78 numara her saat başı kalkan bir otobüs ve yol da 2 saate yakın sürüyor. Turist gruplarının 9’a doğru markete ulaştığını bildiğim için, daha erken varmak istedim.

Bu yüzden, arkadaşımla birlikte sabah 5.15 gibi otelden çıktık. Yol üstünde bizi otobüs terminaline götürecek olan taksiyle 150 bahta anlaştık. Tabii yolda markete kendi götürmek istedi ve malum pazarlık başladı 🙂 Açıkçası tur şirketlerinin kişi başı 1700 baht (180 tl) biçtiği bu geziye, 2 kişi için gidiş dönüş 500 (65 tl) baht fiyat verince, otobüs planından vazgeçip, direkt taksiyle devam ettik. Ama söylemeliyim ki, bu kadar ucuz olmasında saatin çok erken olmasının avantajı oldu. Günün en hareketli saatlerinde gidiş dönüş 200 km yol için bu ücret mümkün olmaz. Bir de tabii bize bot turu teklifi de yaptı, büyük ihtimal farkı oradan çıkaracaktı ama biz istemeyince ısrarcı olmadı 🙂

Bize müthiş konforlu bir gezi sunan taksicimiz… Güneşliğin arasında bot turlarının broşürlerini görebilirsiniz 🙂

Kesinlikle tur şirketlerinin düzenlediği turlardan daha rahattı yolculuğumuz…

Yolculuk, yaklaşık 1.5 saat sürdü. Vardığımızda pazar yeni yeni açılıyordu. İster taksi ister otobüs olsun, pazarın tam içine değil de, yol üstünde bir istasyonda bırakıyor. Burada kanal turu için bot pazarlığı başlıyor. Turu buradan almanızı önermem, hemen 1 km aşağıya yürüyerek marketin ana girişine ulaşabilirsiniz. Biz bot turu almadan etrafı keşfetmeye başladık. İyi ki öyle yapmışız, kendimiz gezerek daha iyi bir tat aldığımıza inanıyorum.

Pazarın girişinde görmeniz gereken tabela bu…

Önce mini köprülerden birinin üstünde kahvelerimizi içerek hazırlıkları izledik. Bu pazarda çalışanların çoğunun evi de burada. Evlerinden çıkıp kayıklarına binerek satış yapmaya hazırlanıyorlar. Her ne kadar turistik bir yer haline dönse de, burada yaşayanların gündelik hayatına tanık olmak eşsiz bir deneyimdi. Sakin, sade, telaştan ve gösterişten uzak…


Erken gelmenin en büyük avantajı, pazarın bu sakin halini görmek oldu. Aslında bir nevi, birazdan başlayacak bir programın sahne arkasını izlemek gibiydi. Meyveler sandallara yerleştiriliyor, satıcılar yerlerini alıyor ve izleyicilerin gelmesini bekliyorlar…

İlla bot turu almak isterseniz pazarın içinden almanızı öneririm, fiyatı daha uygun.

Kanal boyunca hediyelik eşya tezgahları da bulunuyor. Satıcı kadınlar çok neşeli, fotoğraflarının çekilmesinden rahatsızlık duymuyorlar. Açıkçası ben kendim bile bu kadar fotoğraf çekmekten “Acaba ayıp mı oluyor” diyerek, bir noktada rahatsız oldum. İlgiye ve turiste çok alışkınlar neyse ki…Burasıyla ilgili okuduğum en iyi benzetmelerden biri, “nehir üstünde yerliden çok turist var” olmuştu 🙂

Bot turu almadan, kendimiz yürüyerek keşfettiğimiz için pazarı kuşbakışı görme şansımız oldu.

Saat 8.40 gibi pazar hareketlenmeye başlıyor. Biz de kızarmış muz aldık. Uzun sopanın ucuna minik kova aracılığıyla para ve ürün transferi gerçekleşiyor 🙂

 Saat 9’dan itibaren turistler için bir şov alanına dönüşüyor burası…

Patikalardan geçerek marketi dolaştık…Bir iki saat sonra adım atacak yer bulunamayacak olduğunu düşündüğümüzde, bu dinginlik çok iyi geldi…Bazıları için imkansız gibi görünse de, insanlar bu evlerde yaşıyorlar, para kazanıyorlar ve hayatlarına devam ediyorlar. Aslında zaman burada durmuş gibi…Dış dünyanın tüm etkilerinden uzakta hayatlar yaşanıyor…En azından bizlerin alışık olduğu sistemin dışında her şey…

Biraz daha kalmak isterdik ama taksicimizle saat 9’da geri dönüş için buluşmak konusunda anlaşmıştık. Bizi beklerken o da arabada uyuyacaktı 🙂 Saat yaklaşınca, hem ona hem de kendimize de birer kahve alarak ayrıldık pazardan. Hazırlanmış bizi bekliyordu. Kendisi kahramanımızdı artık, bizi hem çok makul fiyatla getirmiş hem de turistten ziyade arkadaş gibi davranmıştı. Döndüğümüzden beri, ne zaman Bangkok’tan konu açılsa onu ve markette geçirdiğimiz saatleri çok iyi dileklerle anıyoruz…

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.