İsrail Vizesi Nasıl Alınır

İSRAİL,

Vize prosedürleri, seyahat etmenin en sıkıcı tarafı. Vize başvuru merkezine gitmeden önce belge toplamak, her seferinde farklı ölçülerde fotoğraf çektirmek, sigorta dökümü almak ve daha birçok evrak işi. Bazen, hiç de övündüğümüz kadar teknoloji çağında olduğumuzu düşünmüyorum 🙂

İsrail uçak biletimi almadan önce vizeyle ilgili çok fazla detay okumuştum. Bunların başında tabii ki, İsrail’e giriş yapmış kişilerin belli ülkelere giremeyeceği bilgisi geliyordu.  Güncel duruma göre, İran, Lübnan, Sudan, Suudi Arabistan, Yemen, Suriye, Libya ve Kuveyt,  İsrail’e giriş yapmış kişileri ülkesine kabul etmiyor.  Eğer pasaportunuzda bu ülkelerden birinin vizesi ya da giriş-çıkış damgası varsa, İsrail’e girişiniz imkansız değil ama biraz zorlayıcı olacaktır.

İsrail Konsolosluğu İstanbul Levent’te, Yapı Kredi Plaza’da. Direkt başvuru yapabilirsiniz veya turizm acentesi yoluyla başvurabilirsiniz, ki bence aracıya gerek yok. Evraklarınız hazır olduğu sürece başvurunuzu kendiniz rahatça yapabilirsiniz. Evraklar ve detaylara şu linkten bakabilirsiniz.

Vize başvuruları, hafta içi sabah 10 ile öğlen 1 arası yapılabiliyor. Ben gittiğimde, “Konsolosluk bugün kapalı, yarın gelin” denmişti. Ben Levent’e çok yakın olduğum için sorun etmedim ama sırf bu vize için İstanbul’a geliyorsanız, konsolosluğu arayıp bilgi almanız iyi olabilir. Ayrıca teslim edeceğiniz evrakların 1 haftadan eski olmaması gerekiyor. Bu yüzden zamanlamayı iyi yapmanızı öneririm.

Ertesi gün sabah 9.30 gibi tekrar gittim. Benden önce gelenler vardı. Bana 11 numara verildi ve beklemeye başladım. Yaklaşık yarım saatlik bir bekleyişten sonra sıram geldi ve bir görevli eşliğinde asansörle konsolosluğun bulunduğu kata çıktım. Yukarı çıkarken yanımda sadece evraklarım vardı. Telefon, çanta vs hiçbir şeyi yanınıza almanıza izin vermiyorlar, aşağıda görevlilere bırakıyorsunuz.

Konsolosluk katına geldiğimde, önce genel bir sorgu yapan görevliyle görüştüm. İsrail’e neden gitmek istediğim, orada arkadaşım olup olmadığı, kaç gün kalacağım soruldu. Doğum tarihi ve bazı kişisel sorular da birkaç kere soruluyor. Sanırım doğru söyleyip söylemediğinizi netleştirmek adına yapılan bir uygulama. Yani aslında doğru cevap verdiğiniz takdirde heyecan yapmanızı gerektirecek bir durum yok 🙂 Kalacağım hostellerin isimlerini verdim, işyerimden bahsettim. Pasaportumdaki ABD vizesini turizm için mi yoksa iş için mi aldığım da soruldu. Yaklaşık 6-7 dakikalık bir görüşmeden sonra evraklarımla birlikte başka bir kapıdan geçtim ve konsolosluk görevlisinin yanına girdim.

Burada daha kısa sorular soruldu ve evraklarım incelendi. Kısa bir görüşmeden sonra pasaportumu yaklaşık 5 iş günü sonra teslim alabileceğim söylendi ve bir teslim fişi verildi.

Belirtilen tarihte pasaportumu almaya gittim ve fişi vererek teslim aldım. İsrail vizesi direkt olarak pasaporta basılıyor. Birçok kaynakta belirtilen, “ayrı bir kağıda basılma” durumu sanırım artık eskide kaldı. Vizemin başlangıç tarihi başvurduğum gündü ve 3 ay geçerliydi. Yani planımı birkaç gün, hatta birkaç hafta değiştirmek zorunda kalsam, herhangi bir sorun olmuyordu.

İsrail vizesi için herhangi bir ücret ödenmiyor. Ücretsiz olduğu sürece, her vize için evrak toplamaya razıyım açıkçası 🙂 Tabii “Vize nasılsa ücretsiz, her istediğimde giderim” şeklinde bir düşünceye de kapılmamak gerekiyor, çünkü bu sefer de İsrail’e neden bu kadar sık gittiğiniz konusu şüphe uyandırabiliyor.

İsrail’e Giriş ve Ülkeden Çıkış

İsrail’in uluslararası tek havalimanı Ben Gurion. Dünyanın, güvenlik seviyesi en yüksek noktalarından biri olan bu havalimanına indiğimde çok daha büyük bir sorgu beklemiştim ama sorgu tahminimden kısa sürdü. Görevli bana İsrail’de ne yapacağımı ve nerede kalacağımı sordu. Zaten bunlar Avrupa ülkelerine girişte de sorulan standart sorular. Sorgu sonucunda bana fiş tarzı bir belge verdi, pasaportuma giriş damgası basmadı. Süreç o kadar kolaydı ki, uçağım 14.20’de inmesine rağmen, 15:00 gibi çıkmıştım ve Kudüs’e giden servisi arıyordum 🙂

Ülkeden çıkış ise biraz daha zor. Uçuştan 3 hatta 4 saat önce havalimanına varılması önerildiği için, 15.35’teki uçağım için neredeyse sabah 11:00’da gittim. Kabul ediyorum abartmışım 🙂 Eğer siz de benim gibi online check-in yaptıysanız ve valiz bırakmayacaksanız, bu kadar erken gitmeye gerek olmadığını düşünüyorum.

Önce “Security Check” denen kontuara gittim. Benimle ilgilenen görevli, klasik “Ne yaptın, nereleri gezdin” sorularını sordu. Ardından pasaportumdaki giriş-çıkış damgalarını inceledi. Fas damgasını görünce, orada neler yaptığımı, orada kontağım olup olmadığını öğrenmeye çalıştı. Gürcü damgasını sanırım tanıyamadı ve hangi ülke olduğunu bana sordu. Ben ayrıca 2012’de Lübnan’a gitmiştim, ama giriş-çıkış damgası eski pasaportumda kaldığı için buna yönelik bir sorgu yaşamadım, yani sizin geçmişinize yönelik bir inceleme zaten olmuyor, sadece ibraz ettiğiniz pasaporttaki bilgiler önemli. Yaklaşık 3-4 dakikalık bir görüşme sonrasında, pasaportumun arkasına sarı bir etiket bastı ve beni çanta kontrolüne yönlendirdi.

Benim etiketim 5 ile başlıyordu. Sonradan öğrendiğime göre en risksiz grup 1 ve 2 olup, genellikle İsrail pasaportu sahiplerine verilen etiket. 3-4 numaralar risk içermeyen Avrupalı turistlere veriliyor. 5, bazı soru işaretleri uyandıran yolculara verilirken, 6 en yüksek risk grubuna verilen numara. Gerçi bu numaralar çok fazla da bir şey ifade etmiyor, çanta kontrolüne geçtiğinizde çantanız sadece daha sıkı aranıyor. Çanta kontrolü ise gerçekten incelikle yapılıyor. Ben bunu daha önceden okuduğum için, çok hafif bir bagaj hazırlamıştım ve dikkat çekici hiçbir şey koymamıştım çantaya. Fırçaya benzer bir dedektörle tüm eşyalarım incelendikten sonra kendim de dedektörden geçtim ve artık özgürdüm 🙂 Tüm bu prosedür yaklaşık 40 dakika sürdü. Özetle, benim gibi sıradan bir turist iseniz, giriş-çıkış bahsedildiği kadar zor değil, sadece biraz sıkıcı. Yine de, eğer internette okuduğunuz havalimanı hikayelerinden korkup seyahat planlarınızı ertelemeyin derim 🙂

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.