Koh Phangan

TAYLAND,

Bu yılki Tayland seyahatime Bangkok’la hızlı ve heyecanlı bir giriş yapmıştım. Şehirden ayrılırken içim biraz buruktu ama şehir hayatından çıkıp, dinlenme evresine geçme fikri de çok rahatlatıcı geliyordu. Rotaya Koh Phangan’ı ekleme sebebim aslında birçok kişinin aksine Full Moon Parti değildi, hatta bilerek o tarihlerden uzak bir tarih seçmiştik. Phangan’a daha çok doğası ve plajları için gidiyorduk.

Bangkok’tan Surat Thani’ye trenle ulaşarak, oradan feribotla geçtik Phangan’a. Bizden bir hafta önce adada olan arkadaşımız “Adada toplu taşıma yok, gider gitmez motor kiralayın” diye tembihlese de, çok fazla motor deneyimimiz olmadığı için tereddüt etmiştik. Birçok blog yazısında da motor kullanan turistlerin hepsinin yara bantlı ve bandajlı gezdiğinden bahsedilince, iyice çekindik…Limandan inince yolları da biraz çözmek için yürüyerek hostele gitmeye karar verdik.

Neyse ki, hostelimiz Thong Sala limanına 20 dakika yürüme mesafesindeydi.  Phangan’a varır varmaz ilk fark ettiğim şey biraz serin olduğuydu, zaten biz hostele vardıktan 1 saat sonra da yağmur başladı 🙂 Tatil hayallerimi kuru bir hava ve kavurucu bir sıcağa endekslemişken, yağmur benim tüm planlarımı bozmuş ve aslında çok da iyi bir şey yapmıştı 🙂
Bunu neden diyorum, çünkü aslında malum çoğumuz için tatil aynı şeyleri ifade ediyor. Hava muhalefetinden etkilenmek istemiyoruz ve her şeyin istediğimiz gibi gideceğini umuyoruz…Kendimizi olayın akışına bırakırsak, beklediğimizin dışında deneyimler yaşayabileceğimizi Koh Phangan gezimde öğrendim diyebilirim…

Hostelimiz Baan Tai’deydi. Goodtime Beachpackers isimli bir hostelde, bungolavda kaldık. Plajın üstünde kurulu olduğu için özellikle akşamları gün batımında çok keyifli oluyordu. Aynı şekilde sabahları dalga sesiyle uyanmak da çok güzeldi 🙂 Baan Tai, Full Moon’dan bir hafta önce ve sonra yapılan half moon partinin de düzenlendiği bölge. Eğer bu partiye denk geliyorsanız, Baan Tai’de kalmak avantajlı olabilir. Hosteller genelde bilet satıyorlar ve taksi ayarlıyorlar.

Goodtime Beach BackpackersHostelin kurulu olduğu Baan Tai plajı

Özel odaların kendi mini terası ve hamağı vardı. Dışardan içki getirmek sorun değildi 🙂 Biz marketten alıp hostelde içtik çoğunlukla.

Varışımızın ikinci günü, yağmura yakalanmadan hemen plaja gitmek için yola koyulduk. Adanın en güzel plajlarının Haad Rin bölgesinde olduğu söylenmişti. Mecburen taksi kullandık.

Phangan ve Tayland’daki plaj bölgelerinin en güzel yanı, şezlong mafyasının olmayışı 🙂 Hatta çoğu “iyi” plaj resortlarla çevrili olsa da, girişte herhangi bir sorun olmuyor, barlarını, restaurantlarını ve interneti kullanabiliyorsunuz 🙂
Aynı isimdeki resortun önündeki Leela Beach.

Arka kulübelerdeki prizleri şarj ihtiyacı için rahatça kullandık 🙂

Leela Beach’in sonunda Lighthouse bulunuyor, bu yol kahve içip fotoğraf çekmek için ideal bir nokta 🙂


Dönüş yolunda Full Moon partinin yapıldığı ana plaja da uğradık. Parti dışındaki zamanlarda oldukça sakin…


Baktık taksiyle olmuyor, ikinci gün motor kiralamaya karar verdik. Motor kiralama fiyatları günlük 200-250 baht arası değişiyor. 50 Bahtlık benzin de koyarsanız, 1 hatta 1.5 gün adayı turlayabilirsiniz. Motora biner binmez, hem ekonomik hem de rahatlık açısından motorun bir gereklilik olduğuna karar verdik 🙂
Phangan, henüz “şehirleşmemiş” ve yerel havasını korumuş bir ada. Ada tanımına birebir uyan bir yapısı var kesinlikle. Dolaşırken, karadan çok uzakta, gerçek bir adada olduğunuzu hissediyorsunuz.
Yollar yepyeni ve güzel

Seyyar benzinciler 🙂

Motorumuza da kavuşunca, Secret Beach’e doğru yola koyulduk. Phangan’da, resmen koca bir ormanın içinde dolaşıyor gibi hissediyor insan. Burası şimdiye kadar gezdiğim Tayland adaları içinde en yeşil ve en az turistik olanıydı.

Secret Beach’e ulaşmamız ve yağmurun başlaması bir oldu 🙂 “Neyse bari öğle yemeğimizi yeriz” diye oturduğumuz “Taverna” adlı restauranta akşam 6’ya kadar mahsur kalacağımızı düşünmemiştik 🙂 Çalışanlara da “Yağmur ne zaman diner sizce?” diye sorduğumuzda “Aslında hiç böyle olmazdı” cevabını alınca, şanssız günümüze denk geldiğini anladık.

Neyse ki yemekleri çok güzeldi…

Aslında bizi yağmurdan çok, geri dönüş yolunda motoru nasıl kullanacağımız fikri korkutuyordu. Baktık duracak gibi değil, ani bir kararla kalkmaya karar verdik. Merkeze nasıl geldiğimizi hatırlamıyorum bile. Sadece bir ara telefonum su geçirmiş midir diye endişe ettim, o kadar…En yakın Family Mart’tan kendimize yağmurluk aldık ve çantayı onun altından giyerek kamufle ettim 🙂

Pembe yağmurluk Family Mart’ta 30 Baht’a satılıyor. Herhalde marketin en çok satılan ürünü budur. Hatıra olarak şu an evde çekmecemde duruyor 🙂

İstediğimiz plaj keyfini yaşayamadık ama bari Bangkok’ta başladığımız yemek olayına devam edelim dedik ve Thong Sala’ya gitmeye karar verdik. Hem Pantip Food Market hem de her Cumartesi öğlen saat 4’te kurulan Walking Street, yağmurun bozduğu moralimizi yerine getirdi.

Bu arada “Motoru nereye park edeceğiz” gibi bir sorunumuz olmadı, biz kimi zaman kaskları da üstünde bırakarak uygun bulduğumuz yere bıraktık. Bir keresinde anahtarı bile üstünde unutmuşuz, bu da bizim, artık dilimize yapışan “Bu ülkeyi çok seviyorum” cümlesini tekrarlamamıza vesile oldu 🙂

Walking Street



  

Pantip Food Market…Burası her akşam açık. Yemek seçenekleri gayet bol. Biz balık yedik çoğunlukla.

Tanesi 20 Baht olunca sushi de yedim tabii 🙂

Adanın en güzel plajlarından Haad Than Sadet…Burası merkeze biraz uzak kalıyor, hatta biz kaybolduk. Neyse ki yol üstünde başka güzel plajlar keşfettik. Burası aynı isimde bir doğa parkı. Gelirken şelalere de uğradık ama çok ufaktı, bizi kesmedi 🙂

Plaja varınca, yağmur da olmayınca biraz denize girdik ama gözümüzü direkt tepedeki restaurantlara dikmiştik 🙂 Biraz deniz keyfi yaptıktan sonra yağmurun da yaklaştığını fark ettik ve kalktık.

Tepede iki restaurant var. Biri direkt ormana diğeri denize bakıyor. Biz ormana bakan, Silver Cliff’te oturduk. Yağmur bize aslında, turist yerine yerli gibi yaşamanın tadını verdi. Doğadan kaçmak yerine, ona ayak uydurmak…Turist telaşıyla her şeye koşturmak yerine, o an orada kalmak ve orayı yaşamak…



Full Moon Parti kadar olmasa da, Phangan’da günbatımı da oldukça meşhur. Bunun için de ilk adres Amsterdam Bar. Phangan’a gelip de Amsterdam Bar’a uğramayan yok denecek kadar azdır. Genelde bu kadar popüler mekanlar hayal kırıklığı yaratıyor ama burası gerçekten güzeldi. Biz saat 5 gibi gitmiştik ve en önler kapılmıştı 🙂 Gerçi çoğu müşteri, gün batımını izledikten sonra kalkıyor, yani keyif yapmak için de kalınabilir. Fiyatlar ada standartlarının üstünde, kokteyller 200 baht, bira 110-140 arasında değişiyor.


4. günümüzde artık adaya veda ederken, karışık duygular içindeydik. Yağmurdan dolayı tam doyamamış gibi hissediyorduk, ama bir yandan da motorun verdiği özgürlük hissine bağımlı olmuştuk…”Bizim adamız” diyebileceğimiz, yerel hayata doyduğumuz, tekrar gitme planlarını daha dönmeden yaptığımız ender yerlerden biri oldu Phangan.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.