Kopenhag

DANIMARKA,

Kolay gezilebilen, kompakt, düzenli şehirleri seviyorum. Kopenhag havalimanına inince, otobüsle gitmeyi planladığım şehir merkezine, trenle sadece 12 dakikada ulaşabileceğimi öğrendiğimde, bu şehirle iyi geçineceğimi anlamıştım.

Daha önce İskandinavya’da sadece İsveç’te Uppsala kentini görme fırsatım olmuştu. İflah olmaz bir Akdeniz, özellikle de İtalya tutkunu olsam da, dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı söylenen bu ülkeyi de tanımak istedim.*

Dediğim gibi, aslında Kuzey Avrupa benim için öncelikli seyahat rotalarından biri değil, Amsterdam’ı da pek sevmemiştim topladığı tüm ilgiye rağmen. Kopenhag’ı biraz Amsterdam’a benzettim, ama onun çok daha düzenli ve pahalılığı bir kenara bırakırsak  bana göre yaşanılabilir olanı.

ULAŞIM:

Kopenhag, hava şartları izin veriyorsa, yürüyerek keşfetmesi oldukça kolay bir şehir. Havalimanı bile şehir merkezinden sadece 20 dakika uzaklıkta. Şehir merkezine ulaştıktan sonra işiniz çok kolay, metroda Kongens Nytorv durağını merkez olarak alıyoruz 🙂 Tren kullanırsanız da Central Train Station’a 12 dakikada ulaşılıyor. Ben öğlen saat 1,30’da varmıştım ve hostelimi aramakla vakit kaybetmemek için direkt şehre inerek saat 3’teki günlük yürüyüş turuna katıldım.

            City Hall, tren istasyonuna çok yakın…

Şehirde görülmesi önerilen tüm tarihi binalar yürüme mesafesinde…

Bisiklet bu şehirde kilit kelime. Halkın yüzde 90’ı bisiklet sahibi, araba oranı ise yüzde 40. Bunda vergiler sebebiyle arabaların çok pahalı olmasının yanı sıra, devletin temiz çevre hedefi de rol oynuyor. Bisikletlerini kilitlemiyor bu arada Kopenhaglılar 🙂

Eski Kraliyet sarayı Christianborg kulesinden şehre bakış…Kuleye çıkış ücretsiz 🙂

Yeni Kraliyet Sarayı Amalienborg’teki nöbetçi asker değişim töreni için asker geçidi…

Metro ise 24 saat açık. Şu anda çok geniş bir ağ yok ama 2019’da bitmesi planlanan bir inşaat devam etmekte. Aslında bunun bisiklet kullanımını azaltmasından da endişe ediliyor. Metro bilet fiyatları ise Avrupa ortalamasının çok üstünde, 1 saat geçerli tek yön bilet 24 kron. Yani yaklaşık 13 tl. Metroda herhangi bir kontrol yok ama herkes kurallara bağlı, ben de her zaman biletimi aldım. Makinelerden bozuk para veya kredi/banka kartı ile alabilirsiniz. İngilizce seçeneği mevcut. Zaten görevliler de yardımcı oluyor.

Danimarka’ya şengen vizenizle gidebiliyorsuz, diğer Avrupa şehirlerine girişte olduğu gibi, kaç gün kalacağınız, ziyaret amacınız sorulabiliyor. Dönüş biletiniz ve otel rezervasyonuzu yakınınızda bulundurun 🙂 İstanbul’dan yaklaşık 3 saatlik bir uçak yolculuğuyla ulaşılabiliyor.

Nyhavn Kanalı boyunca meşhur evler…Ünlü masal yazarı Hans Christian Andersen’in de bir zamanlar yaşadığı ev burada, numara 20

Burası o kadar güzel ki, neredeyse her binanın fotoğrafını çekmek istiyor insan 🙂

 

KONAKLAMA:

Ben fiyatları daha uygun olduğu için şehir merkezinde değil de Norrebro isimli bölgede kaldım. Burası göçmen nüfusun da çoğunlukla kaldığı ve daha az turistik olan bölge. Herkes de burada kalmayı, New York’a gidince Manhattan yerine Brooklyn’de kalmaya benzetiyor. Gecelik 170 kron ödedim, yani yaklaşık 100 tl.


Kaldığım yer Sleep in Heaven isimli bir gençlik hosteliydi. 35 yaşının üstündekiler çoklu yatakhanede kalamıyorlar bu yüzden. Civarda yeme içme alternatifleri oldukça fazlaydı, hatta merkezdeki turistik restaurantlardan daha iyiydi bence. Şehirde diğer bir sevdiğim bölge olan Vesterbro’ya da çok yakındı. Eğer merkezde bütçenize uygun bir yer bulamazsanız, Norrebro’ya bakabilirsiniz. Hostelin atmosferi güzeldi ama yatakları rahatsızdı, yine de bölgeyi sevdiğim için göz ardı ettim.

 

GÜVENLİK:

Danimarka dünyanın en güvenli ülkelerinden biri kabul ediliyor, ki hatta sanırım ilk sırada geliyor. Gitmeden önce, dünyadaki malum terör olayları nedeniyle, bazı ülke konsolosluklarının seyahat uyarılarını inceledim, özellikle ABD. Danimarka için herhangi bir uyarı yoktu, ama Norrebro’da ufak sokak çetelerine dikkat edilmesi gerektiğini yazmışlardı 🙂 Ya Amerikalılar her şeyi abartıyor, ya da ben çok şanslıydım bilemiyorum 🙂 Gece pek çıkmadığım için yorum yapamayacağım ama her şehirde olduğu gibi sağduyulu davranıldığı sürece bence bu şehirde hiçbir tehlike yok.

 

SOSYAL YAŞAM

Danimarka’daki yaşamı özetleyen tek bir kelime var: Hyggee. Bu konsept aslında bir nevi Nordik usülü dolce vita, bazılarının tanımladığı gibi belki de sağlıklı bir hedonizm şekli 🙂 Aslında çok zor değil, Danimarkalıların yapmak istediği sadece sevdikleriyle huzurlu ve mutlu olacakları ortamları yaratmak. Çıkış noktasının da uzun soğuk kış geceleri olduğu söyleniyor. Hygge denince akla gelen portre esasen, sıcak bir içecek, çorap, battaniye ve şömine 🙂 Tabii olay kış mevsiminden çıkıp tüm hayatlarına yansımış. Haliyle şehre gelen turistlere de yansıyor bu mutluluk hali; yardımseverlilikleri, konuşkan olmaları, bisikletinin fotoğrafını çektiğiniz adamın “Beğendin değil mi?” diyerek size göz kırpması gibi birçok detay, “Acaba burada yaşamak nasıl olurdu?” sorusunu sordurmuyor değil.

Tiyatro Grob / Norrebro

Danimarka pahalı, hem de çok. Ama halk bunu “Pahalı demeyelim de, standartlar yüksek diyelim” şeklinde geçiştiriyor. Mevcut politikaların amacı tüm halkın refah içinde yaşaması, öğrenciler ek iş yapıp derslerinden geri kalmasın diye onlara geri ödemesiz maaş bağlıyor örneğin. İşsizlik maaşı çok yüksek, zira güçlü bir sendika ve işçi haklarını koruyan bir sistemi var. Haliyle, tüm bu masraflar da ödenen vergilerle karşılanıyor. Örneğin bir çorabı Amerika’da 1 dolara alıyorsanız, burada aynı markaya 3 dolar veriyorsunuz gibi…O yüzden hiç mağazalara girip vakit kaybetmedim bile 🙂

Vesterbro’daki Kalvebod Brygge bölgesi…Daha güzel havalarda çevresinde güneşlenen insanları görebilirsiniz…Bu arada kanallar o kadar temiz ki yüzmek bile mümkün…

Şengen bölgesine dahil olsa da, Danimarka kendi para birimi olan Kronu kullanıyor, pahalılığa bir de kafa karışıklığı ekleniyor yani. Eğer yanınıza dolar veya euro aldıysanız, bozdururken yüksek bir komisyon ödüyorsunuz. Bu yüzden benim tavsiyem ve bir daha gidersem kendim için de notum, direkt banka kartına güvenmek olacak. Kredi kartına da ayrıca komisyon ekleniyor, o yüzden en iyisi banka kartı. Direkt Kron karşılığı TL çekiliyor hesabınızdan, böylece kurlar arası çapraz işleme de maruz kalmıyorsunuz. Ayrıca Moneygram ofisleri, Tl’yi çevirebiliyor. Özetle çok fazla döviz götürmeye gerek yok 🙂

Vakit geçirmekten en keyif aldığım yerlerden biri Peblinge Gölü kıyısı…

Kaffesalonen isimli cafe güzel havalarda göl kıyısının en sevilen yeri oluyor.

Kopenhag’da birçok modern sanat atölyesi ve galerisi bulunuyor. Ben ordayken, Ai Weiwei’nin Kunsthal Charlottenborg için yaptığı, Soleil Levant isimli enstalasyon çalışması vardı. Bu çalışma, Suriyeli mültecilerden toplanan can yelekleriyle oluşturulmuş.

Polonyalı taraftarların tacizine uğrayan küçük deniz kızı 🙂 Şehrin simgesi olan heykeli Kopenhaglılar pek sevmiyor ama bence güzeldi.

YEME İÇME

Danimarka dünyanın en çok kahve tüketilen ülkelerinden biri. Bunun başlıca sebeplerinden biri alkolün çok pahalı olması, bir de tabii hygge mevzusu 🙂 Zira kahve direkt o “sıcaklığı” ifade ediyor. Üçüncü dalga kahveciler, farklı kahve zincirleri sık sık karşınıza çıkıyor. Espresso House sabahın erken saatlerinden itibaren dolup taşan meşhur zincirlerden biri.

Seyahatimin en güzel noktalarından biri Copenhagen Street Food isimli marketti. Burası dünya mutfaklarından lezzetlerin sunulduğu bir ambar. Paper Island (Papioren) isimli bölgede yer alıyor, Nyhavn’dan yürüyerek ulaşabilirsiniz. Kore’den Hindistan’a birçok farklı ülke standından yemekler tadabilirsiniz. Ben de bu gezi boyunca hiç restauranta gitmedim açıkçası, çünkü fiyatlar Avrupa standartlarının da üstünde.

Danimarka usülü sosisli “Polse”

Örnek vermek gerekirse, Burger King’de menüler 35, bira 25-35, kahve de 15 tl civarı. Su 10 kron, bu da 5 lira ediyor. Böyle ihtiyaçlar için Netto veya Aldi gibi süpermarketlere başvurmanızı öneririm. Kahvaltı için de yine bu marketlerden sandviç, muffin alabilirsiniz.

Vesterbro’daki Meatpacking District halkın en sevdiği bölgelerden biri. Copenhagen Street Food’daki gibi çeşitli yemek standları bulunuyor.

Kebap, falafel, pizza satan daha uygun fiyatlı büfeler de var. Özellikle Norrebro bu konuda çok seçenek sunuyor. İlgilenenler için Michelin yıldızlı restaurantlar da bulunabilir, “Nordik cuisine” için artık neredeyse bir marka olmaya başlamış Kopenhag.

Şehrin şu aralar en meşhur barı yine Meatpacking District’teki Warpigs. Burası aynı zamanda bir brewery, yani bira imalathanesi. 22 farklı bira var, fiyatlar ortalama 60 kron (33 tl)

TİVOLİ BAHÇELERİ

Bence Kopenhag’ın en güzel yerlerinden biri burası. İçinde Walt Disney’in de esinlendiği, dünyanın eski eski ikinci lunaparkı da yer alıyor. Birincisi de yine Kopenhag yakınlarında bu arada, ismi Bakken. İskandinavya gezisi planlayan çocuklu ailelerin sırf Tivoli için diğer şehirleri eleyerek Kopenhag’a geldiklerini okudum. Giriş 120 Kron, ama lunapark için ayrıca ücret ödemeniz gerekiyor. Akşamları çeşitli performanslar ve konserler de yapılıyor. Bir yarım gün buraya ayırmanızı öneririm, ben gündüz gitmiştim ama aslında ışıklandırması sebebiyle akşamları daha hoş olabilir.

Burası bir nevi minyatür Kopenhag 🙂

FREETOWN CHRISTIANIA

Şehrin en ilginç yeri burası. Yaklaşık 1000 kişinin ikamet ettiği Özgür şehir Christiania, devlet düzenine karşı çıkan bir grubun 1971’de buraya yerleşmesiyle temellerini atıyor. Devletle aralarında uzun süren anlaşmazlığa rağmen, 2012’de tamamen tanınıyor. Burada yaşayanlar, cafeler, çeşitli el sanatları, galeriler, atölyeler aracılığıyla geçimini sağlıyor. Burada hafif uyuşturucu madde ve otların satıldığı tezgahlar var ama bildiğim kadarıyla bazı maddelerin satışı yasak. Burada fotoğraf veya video çekilmesi tavsiye edilmiyor, ben de açıkçası cesaret edemedim ama belki şu video biraz merakınızı giderebilir 🙂

HAVA DURUMU

Ağustos sonu hava 17-18 derece civarında ve gayet dolaşılabilir seviyedeydi. Ara ara kısa süreli yağmurlar olabiliyor.

Tekrar gider miyim?

Bu kadar pahalı olmasa, yine bir yaz zamanı gitmek ve özellikle Christiana ve göl kıyısında vakit geçirmek isterdim. Çok uzun kalamamış olsam da, hafızamda güzel bir tat bırakan, dingin, huzurlu, herkesin en az bir kere görmesi gerektiğine inandığım kutu gibi bir şehir Kopenhag…

* 4 ay önce yayınlanan sonuçlara göre,şu anda en mutlu ülke liderliği Norveç’te, ardından Danimarka geliyor.

 

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.