Kudüs

İSRAİL,

İsrail gezimin ilk durağı olan Kudüs şimdiye kadar gezdiğim şehirler içinde beni garip duygularla bırakan ilk şehir oldu… Etkilenmeli miyim, ürpermeli miyim, bir an önce ayrılmak mı istemeliyim…Kafamdaki Kudüs görüntüsünün çok farklı olduğunu itiraf etmekle başlayayım. Şehre gelmeden önce, Kudüs’ün çok küçük olduğunu ve şehirdeki tüm hayatın Mescid-i Aksa etrafında döndüğünü düşünmüştüm nedense. Hatta şehre varır varmaz altın kubbeli Kubbet-üs Sahra’yı göreceğimi sanmıştım. Oysa Kudüs sadece dini simgeler çerçevesinde düşünülmemesi gereken esrarengiz bir yer.

Evet, Kudüs’ü en iyi tanımlayan kelime bence esrarengiz. Örneğin Roma’yı düşününce, aklıma ilk gelen kelime masalsı olur. Veya Fransa ve İtalya’daki ortağaç kentleri “büyülü” kelimesini akla gelir. Kudüs’ün ise karanlık ve gizemli bir yönü var. Bunun en büyük sebebi bence şehrin “yaşıyor” olması. Açık hava müzesi gezer gibi dolaşıp  izlemiyorsunuz etrafı, içinde yaşıyorsunuz. Damascus Kapısı’ndan (Şam Kapısı) eski şehre girip nar suyu aldığınızda turistik bir aktivite yapmış gibi hissetmiyorsunuz örneğin. Labirente benzer pasajlardan geçip mahalleler arası dolaşırken, evlerin kapısında alışverişten dönen kadınlarla karşılaşıyorsunuz. Her şey olağan akışında devam ediyor burada.

Şehirde en keyif aldığım nokta Damascus Gate…Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış.

Her şeye rağmen, gavada ufak bir gerilim kokusu olduğunu da ekleyeyim. Bunu en çok hissettiğim yer, Mescid’i-Aksa’ya giderken geçtiğim güvenlik kontrolüydü. Yol tarifi sorduğumda bile söylemek istemeyen “Bugün kapalı” diyen esnaflar oldu. Türk ve Müslüman olduğumu belirtince ise önce inanmayıp, sonra “Şuradan gideceksin, duaları okuyabilirsen girersin” şeklinde yaklaştılar. Sanırım, şehre dair aklımda kalan en tatsız anlar bunlardı. Bir de şehirdeki militer hava var tabii. Her yerde İsrail askerlerini görüyorsunuz, güvenlik kulübeleri içinde nöbet tutuyorlar. Yine de çok korkutucu bir durum yoktu, hatta bazılarına adres bile sordum 🙂

Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra’ya Müslümanlar dışında kimseyi almıyorlar. Benim yanımdaki Burma kökenli İngiliz bir kız birkaç dua bildiği için girebildi. Benim kimliğimde Müslüman yazdığı için herhangi bir sorguya tutulmadım.

Ağlama Duvarı…Erkekler ve kadınlar için iki ayrı bölüm var.

Kudüs’te toplam 2 gün geçirdim. Tel Aviv‘e geçtiğimde ise “Keşke Kudüs’te kalsaydım” diye hayıflandım da. Kudüs öyle birkaç saatte keşfedilecek bir şehir asla değil. Her sokağında dakikalar geçirilecek, her detayı tek tek incelenecek, sindirmesi zor bir yer…

Sandeman’s Free Walking Tour’a da katıldım. Şehirde kısıtlı vakti olanlar için baya faydalı diyebilirim.

Ulaşım
Pegasus ve THY’nin, Ben Gurion Havalimanı’na devamlı uçuşları var. Tel Aviv veya Kudüs’e gidecekseniz, bu havalimanına iniş yapıyorsunuz. Yaklaşık 2 saatlik bir uçuştan sonra, pasaport kontrolünden geçerek, “dolmuş” görevi gören sherut isimli araçları aramak üzere dışarı çıktım. Jerusalem yönündeki sherut 7/24 çalışan bir servis ve sizi direkt otelinize bırakıyor. Yol yaklaşık 1.30 saat sürüyor ve ücret 67 Shekel. Şehir içinde ise otobüs sistemi var ama ben hiç kullanmadım. Kudüs’ten Tel Aviv’e giderken de dolmuşa bindim (30 Shekel).

Konaklama
Kudüs’te çok fazla hostel yok. Ben Tel Aviv’de de şubesi olan ve iyi bir puana sahip Abraham Hostel‘i seçmiştim. İsrail’in genelinde olduğu gibi Kudüs’te de konaklama oldukça pahalı. Amerikalı emekli gruplar bile hostelde kalıyordu 🙂 Hostele gecelik 140 lira ödedim. Bunun daha aşağısı da böyle merkezi bir konaklama opsiyonu için pek mümkün değil. Old City içinde de pansiyonlar var ama internetten bulmak zor, dolaşırken denk gelirseniz bakabilirsiniz.

Yeme içme – Sosyal yaşam
İsrail’in genelinde tatil Cuma günü başlıyor ve Cumartesi akşam 9’da bitiyor. Ben şehre vardığımda cumartesi günü saat 4 sularıydı ve neredeyse tüm dükkanlar kapalıydı. Müslüman ve Hristiyan topluluklar cumartesi gününü tatil saymadığı için yemek yiyecek yer bulmakta pek zorlanmadım neyse ki. Kudüs oldukça pahalı. Genellikle shawarma ve falafel yedim. En ucuz büfede bile, böyle bir sandviç ve kola ikilisine yaklaşık 50 lira veriliyor. Genelde Avrupa’da gezerken harcadığım Euro’nun TL karşılığını hiç düşünmem ama İsrail’de fiyatlar Avrupa’nın da neredeyse 2 katı olduğu için ister istemez hesap yapar duruma geldim.

Gece Hayatı
Kudüs’te gece hayatı öyle çok gösterişli olmasa da, akşamları bir şeyler içip eğlenmeyi sevenleri tatmin edecek bir ortam var. Ben tek olduğum için hostelin düzenlediği Pub Crawl’a katıldım. Şehrin en popüler barlarını bu tur sayesinde keşfettim. Eğer tura katılmazsanız, Mahane Yehuda Market’te kendiniz de eğlenebilirsiniz. Canlı müzik için Besarabia da oldukça keyifli bir mekandı. Instagram hesabımda Kudüs adı altında tüm hikayeleri sabitledim 🙂 Bira sevenler için yine Mahane Yehuda Market’in içindeki Beer Bazaar pahalı ama güzel bir mekan.

Hava Durumu
Ekim ayının ilk haftası gündüzleri hava, kısa kolluyla dolaşılabilecek kadar güzeldi. Akşamları ise biraz serinliyordu. Eğer çok sıcaktan hoşlanmıyorsanız, yaz aylarında gitmemeniz daha iyi olur. Ekim-Kasım veya Nisan-Mayıs ayları bence Kudüs gezisi için ideal.

 

 

 

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.