Marsilya

FRANSA,

Marsilya’ya, Marakeş’ten Ryanair uçağıyla gittim. Ryanair’in Fas’a çok ekonomik uçuşları var, ben bileti aldığım zaman valiz de eklemiştim ve 80 Usd ödemiştim ama valiz olmasaydı 45 Usd ödeyecektim sadece. Bu arada eğer valizi bileti alırken değil de, havalimanında alırsanız daha uçuk bir rakam ödemeniz gerekiyor.

Marseille Provence havalimanı, şehirden yaklaşık 25 dakika uzaklıkta. Havalimanına inince St. Charles tren garına giden otobüsleri tercih edebilirsiniz. Buraya ulaştığınızda ve merdivenlerden indiğinizde direkt limana ulaşıyorsunuz.

Marsilya, Paris’ten sonra Fransa’nın ikinci büyük şehri. Öncelikle Marsilya’nın en güzel yanı, hem şehir hem de sayfiye yeri havasında olması. Fransa’nın en güneşli şehri olarak biliniyor aynı zamanda. Tabii bir de çok etkili rüzgarıyla. Marsilya, Nice ve Cannes’a göre oldukça ucuz, hayat tarzı da aynı oranda mütevazı. Açıkçası bu kadar güzel bir şehirle karşılacağımı ummamıştım; tek başına gezen bir kadın turist olarak hiç bir sorun yaşamadım, veya tanık olmadım. Aynı odayı paylaştığım bir Parisli de ilk kez Marsilya’ya gelmişti ve o da şaşırmıştı; dediğine göre basın da taraflı davranıp, burası hakkında kötü şeyler yazıyor. Kesinlike çok daha iyi bir promosyonu hak ettiğini düşünüyorum ben de.

Nerede kalmalı:

Liman civarında bir konaklama bulmanızı tavsiye ederim. Benim kalacağım, “Hello Marseille” limanın neredeyse tam dibindeydi. Lokasyon olarak daha iyi bir yer olamazdı bence, tekrar gidersem orada kalırım. Sadece 20 kişilik kapasitesi olduğu için fazla gürültülü de değil.

Ne yapmalı:

Marsilya, Provence bölgesinin başkenti kabul ediliyor ve civar kentlere günübirlik gidip gelmek için çok ideal.  Marsilya’dan, trenle yarım saat uzaklıktaki Aix, ressam Cezzane’ın da doğum yeri ve lavanta kokulu şehir olarak biliniyor. Lavanta demişken, eğer tarlaları görmek gibi bir niyetiniz varsa, Temmuz ayında gitmenizi tavsiye ederim, Haziran başında henüz açmamış oluyorlar. Aix, şık ve tarihi dokusu korunmuş bir şehir. Halk pazarı, meydanı, çeşmeleri ile ilginizi çekeceğini düşünüyorum.

Bir diğer günümü, Marsilya yakınındaki Cassis’e ayırdım. Otobüsle yaklaşık 30 dakika sürüyor ve izlenen rotanın manzarası için bile oraya gitmeye değer 🙂 Cassis, balık ve şarabıyla ünlü ufak bir kasaba. Meşhur Pastille içkisinin tadımı yapabileceğiniz butikler de var- ben sevmiyorum bu arada, rakıya benziyor 🙂 Cassis’i ise gerçekten çok beğendim; sokakları, restauranları, limanı ile gerçekten şirin bir tatil beldesi. Hava çok sıcak olduğu için dolaşmak yerine, plaja indim ama denizen çok soğuk, tabir-i caizse çivi gibi olduğunu belirteyim; Marsilya için de aynı şey geçerli. Belki Temmuz’a doğru ısınıyordur ama doya doya yüzme gibi bir durum olmuyor Haziran’da 🙂

Ben Marsilya’ya vardığımda, müzik festivali düzenleniyordu. Zaten hem Nice hem Marsilya’da yaz boyunca bu tarz etkinlikler oluyor. Liman bu dönemde hareketli oluyor, o yüzden tarihlerinizi denk getirmeye çalışabilirsiniz.

Marsilya’nın en büyük şansı bence liman kenti olması; işten çıkıp isterseniz plaja kolayca gidebilir, ya da limanda yemek yiyebilirsiniz. Cote d’Azur bölgesine göre biraz daha ucuz ve mütevazı. “Kendi halinde” kelimesi uygun olurdu Marsilya için.

MUCEM (The Museum of European and Mediterranean Cultures), şehirde bir nevi kurtarılmış bölge havasında; sergileri gezebilir, ardından terasında gidip dinlebileceğiniz bir alan. Şimdiye kadar gördüğüm en iyi lokasyonlu müzeydi. Burada bir iki saat geçirmenizi tavsiye ederim.

Ne yenir:

Marsilya’ya özgü “bouillabaisse” Fransızların çok sevdiği bir tür balık çorbası. Şöyle bir yiyecek. Benim çorbayla aram olmadığından denemedim ama şimdi düşününce Marsilya’da en az bir kere yemeliydim diye hayıflanıyorum.

Aix-en-provence’a özgü “Calisson” isimli bademli şekerlemeler çok güzel; şehrin merkezindeki Lafayette’e uğrayıp birkaç kutu alabilirsiniz, iyi birer hediyelik de olduklarını düşünüyorum (Marsilya sabununa ek olarak :))

Tekrar gider miyim:

Evet, güzel bir rota oluşturup tekrar gitmeyi düşünüyorum. Tekrar Fas olabilir mesela. Avignon’a gidememiştim, orayı da ekleyebilirim. Ben şehri güvenli buldum; en azından herhangi bir olaya, kavgaya rastlamadım; filmlerde yansıtılan “tekinsiz” imajının haksız olduğunu düşünüyorum. Tanıştığım Marsilyalı bir kadın da, son yıllarda şehrin daha güvenli hale geldiğini söylemişti.

 

 MUCEM


 

 

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.