Rodos

YUNANİSTAN,

Birkaç senedir hayalini kurduğum Rodos tatilini bu yaz gerçekleştirebildim. Önceki yıllarda, hem ulaşım hem de konaklama yönünden zorlayıcı geldiği için ertelemiştim, bu sene ise gerek hostel seçeneği gerek de ulaşım kolaylığı nedeniyle 1 haftalık bir gezi planladım. İyi ki de gitmişim, son yıllarda geçirdiğim en güzel tatillerden biri oldu. Temiz havası, güleryüzlü halkı, doğası, harika plajları ile Rodos yaz için çok ideal bir lokasyon. Burası, klasik kartpostal “Yunan adasından” ziyade, şahsına münhasır bağımsız bir ada devlet gibi.

Rodos, 12 adadan oluşan Dodecanese’in en büyüğü. Gerçekten de büyük bir ada, genelde adalarda, döner döner aynı yere gelirsiniz ama burada sürekli yeni bir şey çıkıyor karşınıza. O yüzden, 1-2 günlük bir seyahat kesmez diyorum 🙂 Ben oradayken, 2 haftadır kalanlar vardı. Hatta ben de keşke 10 günlük bir plan yapsaydım diye düşünmedim değil.

Ulaşım: 

Öncelikle Rodos’a İstanbul’dan direkt uçuş yok. Uçuşlar hep Atina aktarmalı. Atina’ya daha önce gitmemiş olsaydım, 1-2 gün de orada kalıp, uçak ya da bot ile gidebilirdim. Daha yakın olduğu için Dalaman’a uçarak, Marmaris limanından kalkan botlar ile gitmeyi tercih ettim. Yolculuk, 1 saat dense bile, 1.5 saate yakın sürüyor. Ben ferry biletini şu siteden aldım. Rodos limanından merkeze taksiyle (8 euro) veya yürüyerek ulaşım mümkün. Ama bir daha gidersem, aktarmalı da olsa uçakla gideceğim, zira ferry saatlerini uçağıma uydurmak ve aradaki transferler zahmetli oldu. Ben şengen vizemle giriş yaptım, günübirlik olarak kapı vizesi alabilirsiniz ama bence bir günlük gitmek pek mantıklı değil, ancak eski şehir bölgesi gezilebilir böyle bir durumda. Bot da en geç akşam 5’te olduğu için, ancak 4-5 saat vakit geçirmiş olursunuz.

Ada içinde ise, araba veya motorsiklet kiralamak çokça tercih edilse de, otobüs sistemi de gayet güvenilir. Gitmek isteyeceğiniz çoğu noktaya otobüsle ulaşabilirsiniz; otobüsler yoğun ve özellikle yaz döneminde geç saatlere kadar hizmet veriyor. Şoförlerin hepsi İngilizce biliyor. Çok da güleryüzlüler. O yüzden otobüs kullanmaktan çekinmeyin. Gitmek isteyeceğiniz plajların çoğuna da gidiyorlar. Şu siteden otobüs saatlerine bakabilirsiniz. Biletler tek yön 2,40 Euro.


Konaklama:
Ben Stay Hostel’de kaldım. Şimdiye dek kaldığım en iyi hostellerden biriydi. Zaten 5 yıldızlı hostel kategorisinde. İsteyenler için özel iki kişilik odaları da var. 6 kişilik odaları da büyük ve çok kullanışlı. Rodos’ta çok fazla hostel seçeneği yok, burası da 2015’te açılmış. Her gün yastığınıza değişik hediyeler bırakıyorlar 🙂 Geniş balkonu ile diğer konuklarla tanışmak için çok ideal bir ortama sahip. İlginç ama babysitting servisi bile sunuyorlar 🙂 O yüzden çocuklu aileler de tercih edebilir rahatça. Yine çocuklar için oyun alanı var. Konum olarak da oldukça iyi, hem eski şehre hem plajlara ulaşım kolay. Yine merkezde çeşitli butik oteller mevcut. Büyük otel ve resortlar ise Faliraki bölgesinde.

Yaşam:

Rodos, klasik bir Yunan adasından farklı demiştim. Bunu söyleme sebebim, hala kendine has havasını saklaması. Mesela Santorini’yi de çok sevmiştim, ama artık o kadar fazla tanıtılıyor ki, gidince ne göreceğinizi biliyorsunuz. Mikonos da keza öyle. Üstelik Rodos bu her iki adadan da ucuz. Hala “mahalle arası” kültürünü koruyor, insanlar çok mutlu ve yardımsever. Bir kez gittiğiniz mekana tekrar gitmek istiyorsunuz çünkü gerek çalışanları gerek dükkan sahipleri sizinle özel olarak ilgileniyor. Bir iki kelime Yunanca öğrenmek diyaloğunuzu güçlendirecektir, hiç olmazsa Kalimera’yı aklınızda tutun 🙂 Hem günaydın, hem iyi günler anlamında kullanılabiliyor.

Bir aile işletmesi olan Niohori. Servis biraz yavaş olsa da, yemekler lezzetli ve ortamı çok güzel. Bahçe için sıra bekleyebilirsiniz. Yemek sonunda şanslıysanız tatlı ve karpuz ikramı var.

Yeme, içme seçenekleri de gayet hesaplı. Yunan mutfağı malum Türk mutfağına çok benziyor. Her yerde Yunan döneri olarak bilinen“gyros” satan büfe bulmak mümkün, tavuk veya domuz eti seçenekleri mevcut. 2 Euro’dan başlıyor, 7 Euro’ya kadar çıkıyor mekana göre. Kahve için de hiç sıkıntı çekmedim, filter kahve veya Yunan kahvesi -ya da Türk kahvesi 🙂 – neredeyse her köşe başında bulunabilir. Fiyatlar 2 Euro, su da yanında genelde ikram olarak geliyor. Bu arada Rodos’ta musluktan su içilebiliyor, sorun yok 🙂


Şehrin dört bir yanında wafflecı var 🙂

Akşamları Old City

Gece dışarı çıkmak istiyorsanız, Old City civarındaki mekanlara ya da Elli Beach’teki barlara bakabilirsiniz. Eski şehirde tesadüfen keşfettiğimiz Mozaik bar favorimiz oldu, burada en azından bir kokteyl içmenizi öneririm. Zaten adanın genelinde harika bir kokteyl portfolyosu var, müthiş lezzetler tatma fırsatım oldu. Fiyatlar 5 – 8 Euro arasında değişiyor. Bira ise ada genelinde 2 – 3,5 Euro.

Mozaik Bar ( Photo credit http://www.arttravel.gr)Eternal Sunshine ve Global Harmony 🙂


Sırf bardağı hatrına sipariş verdiğim 1 litrelik bira 🙂 Önündeki çıkıntı sayesinde, içerken sürekli köpük yapıyor, içmesi zor ama çok keyifli 🙂

En meşhur restaurantlardan Koykos…Rezervasyon şart, yoksa çok sıra bekleniyor.

Koykos’ta yer bulamayınca Girit mutfağı sunan Drosoulites’i seçtik. Zeytin ağaçlarına bayıldık, yemekler ortalama, hesap makuldü.

Plajlar

Hava çok sıcak olduğu için, gündüzleri plajlara ayırıp, akşam 6’dan sonra gezmeye çıktım. Rodos’ta 40’tan fazla plaj var, çoğuna otobüsle kolayca ulaşılıyor, ama “sabah birine, öğlen diğerine” gideyim düşüncesi yorucu olur, zira hepsi sabahtan doluyor, en geç 9.30’da plajda olun 🙂

Elli Beach

Merkeze en yakın ve en kalabalık plajlardan biri. Buna rağmen gayet temiz. Sahil boyunca tarihi Casino Rodos, çeşitli oteller beach barlar da mevcut. Vakti kısıtlı olanlar için ideal. Benim dönüş botum akşam 5’te olduğu için yarım günü burada geçirip, direkt limana gittim. Ada genelinde olduğu gibi iki şezlong bir şemsiye 10 Euro. Ayrıca tüm plajlarda duş ve kabin de var.

Ronda Restaurant / Beach Bar

Kallithea

Kallithea aslında termal kaynak suların olduğu bir bölge, burada çeşitli plajlar ve koylar var. Biz Jordan’s Beach’e gittik ve tek kelimeyle aşık olduk. Böyle berrak bir su hayatımda görmedim diyebilirim. Kayalık olduğunu ekleyeyim, çocuklu ailelerin ilk seçeneği olmayabilir o yüzden. Kallithea durağında indiğinizde direkt yolun karşı tarafına geçip ulaşabilirsiniz. Plaja adını veren Yordanis muhteşem bir ev sahibi, düşündükçe hala yüzümde garip bir gülümseme oluşuyor. Biz o kadar sevdik ki burayı, iki kere gittik, ikisinde de bize uzo ikram etti ve hatta bizimle kadeh tokuşturdu. Yemek ve alkol seçenekleri var. Tripadvisor sayfası şurada.

Plajın en güzel saatleri 🙂

“Seç, beğen, al” anları 🙂 Saat 9 suları…

Oasis Beach Bar

Kallithea’da yer alan Oasis, oldukça meşhur bir beach bar. Biz Jordan’dan çıkınca akşamüstü bir uğrayalım diye gittik ama çok da sevmedik açıkçası. Yaş ortalaması biraz da küçük duruyordu. Plajda müzik/eğlence olayını sevenler için ideal. Burada güzel bir “mağara” bar da var.

Anthony Quinn Bay
Rodos’un en meşhur koylarından biri olan Anthony Quinn Bay, ünlü aktörün yüzdüğü hatta öldükten sonra karısının “Burası bizim” diyerek Yunanistan’a dava açtığı yer 🙂 Rodos merkezden sürekli otobüs yok, o yüzden Ladiko otobüsüne binip, yaklaşık 15 dakika yürümeyi göze almalısınız. Dönüşte ise direkt otobüs bulmak daha kolay.

Bu plajın en güzel yanı şezlongları 🙂


Burası oldukça popüler olduğu için saat 10’a kadar neredeyse hiç yer kalmıyor. Bizim gibi sahile gelmek yerine, tekne turuyla da koya yanaşanlar olduğundan, biraz kalabalık. Yine de çok güzel ve kesinlikle görülmesi gereken bir koy burası. Tepedeki restaurant da oldukça uygun fiyatlı, böyle bir yer Türkiye’de olsa eminim çok fahiş fiyatlarla satış yaparlardı. Zaten tatilde sürekli böyle bir kıyas yaptım, çoğu yerde Euro’yu Tl’ye çevirince bile çok daha uygun fiyatlı olduğunu fark ettim. Yine İtalya ve Fransa’ya göre Yunanistan çok ekonomik bir destinasyon. Ve ne mutlu ki bir sürü adası var henüz gitmediğim ve şimdiden gitmeyi planladığım 🙂

Ladiko Beach

Anthony Quinn’de yer bulamayanlar için bir tercih de karşısındaki Ladiko Beach.

Lindos

Anthony Quinn Bay ile birlikte adanın en popüler noktası ise Lindos. Burası Rodos merkezden yaklaşık 1.5 saat uzaklıkta bir kasaba. Akropolisi ve kayalıklar üzerindeki beyaz evleri buranın alametifarikası 🙂 Hava yazın tahmin edebileceğiniz üzere çok sıcak, o yüzden bütün gün gezmek ve hatta akropolisi ziyaret etmek istiyorsanız, belki Eylül ayını beklemeniz daha doğru olabilir. Santorini’deki gibi burada da eşeklerle tepeye ulaşım sağlanabiliyor ama açıkçası bu uygulamayı sevmediğim için es geçtim direkt.


Lindos plajı ise muhteşem. Zaten Yunanistan’ın en güzel plajları listelerinde hep yer alan bir yer. Yine Anthony Quinn Bay gibi, buraya da tekneyle ulaşım mümkün, o yüzden kalabalık. Tabii kalabalığa rağmen pek gürültü yok, herkes kendi halinde. Bangır bangır çalan bir müzik de yok, o yüzden kalabalıkta bile kafa dinlemek hatta şezlongta uyuklamak mümkün 🙂

Filtre yok 🙂

St Paul’s Bay
Yine Lindos’ta yer alan bu koya, dar sokakları arşınlayarak biraz zahmetle ulaşmak mümkün. Burada iki plaj var, birisi kum olan büyük olaj, diğeri ise ulaşması daha kolay olan küçük çakıl plaj 🙂 Denizin soğukluğu, berraklığı efsane. İnsanın içesi geliyor desem yeridir. Biraz kayalık çoğu koyda olduğu gibi ama sorun etmedim şahsen. Su sığ değil, hemen derinleşiyor, bu da yüzmeyi çok keyifli kılıyor.

Yazıda kapladığı yere bakarak, bu gezinin yıldızının plajlar olduğunu anlayabilirsiniz. Geçen kış yaptığım Tayland tatilinde bile bu kadar denize doymamıştım. Buna Rodos’un diğer güzellikleri de eklenince ortaya çok güzel bir gezi çıktı. Tekrar gitmeyi şimdiden çok istiyorum, gitmeyi düşünen herkese de gözüm kapalı tavsiye ediyorum.

 

 

 

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.