Tayland Tatili

TAYLAND,

Geçen haftalarda ilk Tayland gezimi gerçekleştirdim. Gezimi toplam 5 gün Phuket, 2 gün Krabi ve 2 gün Koh Phi Phi adası olarak planlamıştım. Üçü arasında en sevdiğim Phi Phi oldu ve onun için ayrıca yazacağım, ama genel olarak Tayland’da turist olarak hissettiklerimi de paylaşmak istedim.

Tatilin sonunda hissetiğim şeyle başlayayım aslında; Tayland en azından Phuket ve çevresi bir turist için çok kolay bir lokasyon. Turistik olması kimilerine göre dezavantaj olsa da, beni çok rahat ettiren bir özellik oldu. Oradan oraya nasıl giderim, telefon nasıl açarım, ne yer ne içerim gibi sıkıntılar yok. Hepsi zaten düşünülmüş. Phuket havalimanından çıktığınız an, gideceğiniz yere sizi çok rahat götürecek minibüs, taksi vs bulabiliyorsunuz. Hem de size otelin adını ikiletmeden, yol tarifi aramadan. Bu, İngilizce’nin çok bilinmediği bir ülkede büyük kolaylık. Bu arada ben Qatar Havayolları’nın Doha aktarmalı uçuşuyla gitmiştim, İstanbul-Doha-Phuket şeklindeydi, ve Doha’da 2 saat beklemeyle birlikte yaklaşık 14 saat sürdü.

Kendime bir telefon hattı almak istemiştim ve gitmeden turistlere yönelik 7-10-15 günlük telefon paketleri olduğunu öğrenmiştim. Yine hemen havalimanı çıkışında True Wifi masasına giderek, çok kısa süre içinde kartı telefonuma yüklettim, hotspottan interneti tabletime bağlattım ve kullanmaya başladım 🙂 Şimdi tekrar düşününce ne kadar rahat bir gezi olduğunu anlıyorum 🙂

Tayland, Türk pasaportu sahiplerinden vize istemiyor. Sadece ülkeye girerken, çıkışta geri vereceğiniz bir göçmen kartı dolduruyorsunuz. Bunu zaten uçakta hostesler yolculuk sırasında dağıtıyorlar. Kalacağınız otelin bilgileri, el çantanızda olsa iyi olur çünkü pasaport görevlisi sorabilir. Şehirde tek bir havalimanı var ve merkeze yaklaşık 1-1,5 saat uzaklıkta.

Ulaşım açısından tek sıkıntı, toplu taşımanın azlığı olabilir. Plajlar arası minibüs vs bulunmuyor ve sürekli taksiye binmeniz gerekiyor. Havaalanı veya limana giderken bazen ortak araç kullanma imkanı oluyor, kaldığınız otelde bunu ayarlayabilirsiniz. Ya da zaten onlar sizin için düşünmüş oluyor; Phi Phi’den Phuket’e giderken, daha bota binmeden, benden otelime nasıl gitmek istediğimi öğrenip, indiğimde minibüs hazır bekliyordu mesela 🙂 Dakik hatta erkenci olduklarını da ekleyeyim. Minibüs fiyatları 180-250-350 baht arası değişirken, Tuktuklar için tarife 500 Baht’tan başlıyor. Pazarlık payı hariç 🙂

Konaklama:
Phuket’te 2 gün meşhur Patong Beach’te, 3 gün de daha sakin bir bölge olan Kata Beach’te kaldım. Patong, eğlence merkezi olan Bangla Road’a yakın olmak isteyenlerin özellikle tercih ettikleri ilk bölge. Ve eğer siz de her akşam burada vakit geçirmeyi düşünüyorsanız, otelinizin burada olması avantajlı, aksi halde her akşam gidiş-dönüş için taksi kullanmanız gerekecek. Patong plajı kartpostallardaki Tayland imajından uzak, ama serinlemek ve sosyalleşmek için uygun bir ortam. Tekrar gittiğimde yine 1-2 gece Patong’da kalabilirim. Kaldığım yer şurası
 Gündüz Bangla Road

Kata Beach ise, daha sakin ve özellikle ailelerin tercih ettiği bir lokasyon. Plajı Patong’a göre daha iyi. Mayıs-Kasım arası sörfçülerin uğrak mekanı da burası. Burada iki gece kaldım ve Patong’a göre çok daha güzel yemek yerleri keşfettim, yine vakit geçirmek isteyeceğim bir yer oldu. Kaldığım yer

Akşamüstü Patong Plajı

 

Para birimi, alışveriş, döviz büroları:

Tayland resmi para birimi Baht. 1 dolar yaklaşık 34 Baht ediyor. Tavsiyem, paranızın hepsini birden bozdurmayın çünkü elinizde gereksiz yere fazla banknot olacak. Ben yanımda götürdüğüm doları pasaportumla beraber odamda kasaya kilitleyip, yanıma günlük yemek paramı alıyordum örneğin. Atm’den para hiç çekmedim, kredi kartı da kullanmadım ama sıkça kullanılıyor gördüğüm kadarıyla. Döviz büroları da adım başı karşınıza çıkıyor, genelde akşam 10-11’e kadar da açıklar.

Tayland açıkçası alışveriş için çok da “cennet” sayılacak bir yer değil; benim ilgimi çeken, Patong’da ünlü İngiliz markası Boots’u bulmak oldu 🙂 Buradan bir şeyler baktım, onun dışında işportadan tshirt, elbise gibi kendime hatıra mahiyetinde şeyler aldım. Hindistancevizi yağı eğer ilginizi çekiyorsa, burada bakkaldan bile alabilirsiniz. Masaj yağları, sabunlar, aromatik yağlar, hediyelik eşya olarak geri Türkiye’ye getirebileceğiniz şeyler…

Deniz çekildikten sonra Kata Beach

Phuket’in pek ilgi görmeyen yerlerinden biri ise Phuket Old Town. Burası plajlardan uzak, hem şehrin tarihi dokusunu daha iyi anlayabileceğiniz hem de turistik noktalardan çok daha uygun fiyata kalabileceğiniz bir yer. Gerek cafeler gerek mimarisiyle, buranın Phuket’te olduğuna inanmak ilk başta zor geliyor 🙂 Phuket’e giden herkese, burada en azından yarım gün geçirmelerini tavsiye ederim. Plajlardan geçen ve Phuket Town’a giden otobüs şu 🙂
Phuket Old Town

Sino-Portuguese Stil Evler


Old Town’da Torry’s Dondurma Dükkanı

Phuket Old Town / Thalang Road’daki en eski ilaç dükkanı

Şans getirdiğine inanılan ananası, Old Town’daki evlerin girişinde görmek mümkün. Bir Çin geleneğiymiş araştırdığıma göre…

Ne giymeli:

Bikini 🙂 Phuket’i geçtim ama adalarda sadece mayo/bikini ve şort ikilisiyle gayet rahat vakit geçirebilirsiniz. Benim gibi Mart ayında gidiyorsanız, kavurucu sıcaklara denk geleceksiniz büyük ihtimal. Nem sıfır ama güneş çok yakıcı. Çantanızı buna göre hazırlamanızı öneririm. Tapınaklara girerken en azından omuzlarını örtmeniz bekleniyor, orada örtü verseler de tedarikli olmakta fayda var.

Plajlar:

Phuket çevresindeki plajlar sizi pek tatmin etmeyebilir. Hayalinizdeki kumsallar ve turkuaz sular da zaten burada değil, civardaki adalarda 🙂 Ben gitmeden kafamda birkaç ada belirlemiştim ama oraya gidince, daha önce duymadığım bir iki adaya gitmeyi tercih ettim. Kha Noi ve Khai Nok…Çoğunlukla ada turları speedbotla yapılıyor, fiyatlar 750-1000 Baht arası. Pazarlığı bazen siz istemeden onlar yapıyorlar o yüzden broşürde gördüğünüz rakamlar size korkutmasın.

Khai Nok Adası

Khai Noi Adası
.

Krabi’de kaldığımda ise dünyanın en güzel plajlarından biri kabul edilen Railay Beach’e gittim. Buraya longtail bot denilen kuyruklu sandal tipi botlarla gidiliyor. Zaten bu tarz meşhur plajlara ulaşım için mutlaka bu botlardan kullanmak gerekiyor (gidiş geliş 200 baht). Hak veriyorum, zira halkın geçim kaynağı turizm ve bu ulaşım araçlarının kullanılması bir nevi zorunlu. Ben tüm günü plajda geçirsem de, Railay kaya tırmanışları ve benzer aktiviteleriyle de ünlü bir yarımada. Phuket’ten de gelebilirsiniz ama eğer Krabi’ye hazli hazırda gelmiyorsanız bence benzeri bulunabilecek bir plaj.
Railay Beach
Bu arada ekleyeyim, Krabi Phuket’i turistik ve kalabalık bulanların tercih ettiği farklı bir belde. Ben Ao Nang bölgesinde sadece 2 gün kaldım. Bir günü Railay’e, diğerini ise Hot Spring Waterfalls ve Emerald Pool isimli iki noktaya ayırdım. Ama onun dışında keşfedilecek birçok sahil ve aktivite olduğunu duydum. Krabi, Phuket kadar turistik değil bu arada, daha sakin bir yer.
 Namtok Ron / Krabi (Sıcak Su Şelalesi)

 

Özellikle yerlilerin ziyaret ettiği Emerald Pool (Sa Morakot). Buraya sabah saatlerinde gelmek en iyisi çünkü öğlen saatlerinde okuldan çıkan çocuklar oynamak için gelirmiş 🙂

Ve karar aşaması 🙂 Tayland’ı sevdim mi? Sevdim. En azından beklentilerimi karşıladı…Yazdıklarım benim kısa sürede gözlemlediğim ve keyif aldığım şeyler; bir de uzun süre kalanların gözünden Tayland çok daha avantajlı bir yer. 7 aydır Phuket’te yaşayan Seattle’lı biriyle tanışmıştım; onun için iklim Abd’ye dönmemek için büyük bir bahaneydi örneğin. Ucuzluk, yaşamın rahatlığı, güzel plajlar, hava buraya taşınmak bir “Batılı” gözünden geçerli nedenler. Ama bir de yerliler gözünden bakınca, turistten bıkmış gibiler. Her ne kadar misafirperver olsalar da, sürekli onların fotoğrafını çekmeye çalışan turistler canlarını sıkıyordu belli ki…Bu durum beni de bir noktadan sonra rahatsız etti çünkü maalesef onlara bir obje gözüyle bakıldığı hissi doğuyordu. O yüzden etrafı anlamaya çalışmak yerine, kendinizi akışa bırakarak Tayland’ı sahiplenmek size daha rahat hissettirecektir. 8 senedir kışları tatil için Krabi’ye giden arkadaşımın artık orayı ikinci evi gibi benimsemesini anlıyorum da. Bir nevi yazlıkçı olmuş orada 🙂 Tayland’ın kişiyi saran bir yanı var, yabancı hissetmiyorsunuz, çabucak alışıp, benim yazımın başında yazdığım o “her şeyin kolay olması” sizi rahatlatıyor, akşam plaj dönüşü “Bugün manavdan ne alsam?” sorusundan başka bir şey gelmiyor aklınıza 🙂

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.