Tel Aviv’de Ne Yapılır

İSRAİL,

Uzun zamandır gitmek istediğim şehirlerden biriydi Tel Aviv. Aslında bu isteğimin, belli başlı bir sebebi yoktu. Sahil şeridi, palmiyeleri, ılık havası ve mutfağı benim için yeterli sebeplerdi. Uzun bir düşünme sürecinden ve uygun fiyatlı bilet bulduktan sonra Tel Aviv’e gitmeye karar verdim. Bu düşünme sürecini en çok etkileyen durum, şu yazımda anlattığım vize konusuydu 🙂

Halbuki benim kararımı etkilemesi gereken şey, vizeden ziyade Tel Aviv’deki hayat pahalılığı olmalıymış. Gitmeden önce fiyatlarla ilgili aşağı yukarı fikir edinmiş olsam da, şehre vardığımda beklentimin çok üzerinde bir durumla karşılaştım. Haliyle bu durum, tüm gezimin gidişatını da etkiledi. Yurt dışında yapmayı en çok sevdiğim şey olan yeme-içme keyfinden de ödün vererek, şehrin sunduğu diğer olanakları değerlendirmeye çalıştım. Özetle bu yazı, “Tel Aviv’de pahalılığa rağmen nasıl hayatta kaldım” ana fikirli bir yazı olacak 🙂

Şehirdeki en büyük şansım kaldığım hostel oldu. Genelde hep şehir merkezindeki hostellerde kalmayı tercih etsem de, fiyatı daha uygun olduğu için şehrin alternatif semti olan Florentine’daki, Florentine Backpackers Hostel‘i seçmiştim. Terası, ortamı, personeli ile şimdiye dek kaldığım en iyi hostellerden biriydi burası. Gecelik yaklaşık 110 Lira bir ücret ödedim. İsrail’deki birçok hostel gibi, kahvaltı dahil, akşamları ortak yemek yapıyorlar. Ev tipi, çok rahat bir hostel. Bir diğer avantajı, gece personelle beraber dışarı çıkarsanız, giriş ücreti ödemeden mekanlara girebiliyor olmanız. O yüzden özellikle tek seyahat ediyorsanız ve Tel Aviv’in meşhur gece hayatını yaşamak istiyorsanız, burası aradığınız hostel olabilir. Tek dezavantajı, bulunduğu sokakların çok karışık olmasıydı, buna aşağıdaki satırlarda değineceğim 🙂

Hostelin terası…

Florentine bölgesi cafeleri ve atmosferiyle bana Karaköy’ü hatırlattı…

Şehre vardığımın hemen ertesi gününde meşhur Sandeman’s ücretsiz Jaffa yürüyüş turuna katıldım. Tel Aviv yürüyerek gayet kolay gezilebilecek bir şehir. Yani aslında tura katılmadan da Jaffa (Eski Liman) bölgesini keşfedebilirsiniz. Ben gittiğim şehirde Sandeman’s varsa mutlaka değerlendiriyorum. Tel Aviv’e Giriş 101 için yeterliydi 🙂 Old Jaffa Tel Aviv’deki en sevdiğim bölge oldu. Şehrin diğer ucunda modern Tel Aviv’in gökdelenleri uzanırken, burada Akdeniz-Arap esintisi bariz hissediliyor. Hatta yürüyüş yolunu biraz Beyrut’a benzettim. Bir de rehberimizin anlattığı hikayeler ve gösterdiği eski haritalar bölgenin tarihini anlamama yardımcı oldu. Tur bittikten sonra da burada bir süre daha dolaştım ve ardından hemen plaja gittim 🙂

Osmanlı döneminde yapılan Eski Saat Kulesi…Sandeman’s Turunun da başlangıç noktası burası

Tel Aviv’in özellikle bu bölgesi palmiye ve zeytin ağaçlarıyla kaplı…

Tel Aviv’in en büyük avantajı plajı. Tabii Türkiye’deki sahillerinden sonra, burası deniz tatili açısından tatmin etmez 🙂 Ama şehrin “rahat” yaşam tarzına bir artısı olduğu kesin. Burada yaşasam, çantamdan mayomu eksik etmezdim sanıyorum 🙂 Ekim ayının ikinci haftasında bile 30 dereceye yakın bir hava vardı. Şehrin kuzeyinde Hilton ve Gordon gibi meşhur plajlar var. Yaz döneminde hıncahınç dolu olduğunu tahmin edebiliyorum. Tel Aviv’de bir de kadın-erkek ayrı kullanımı olan “Nordau” plajı var. Tel Aviv plajlarında cankurtaran bulunuyor ve eğer bu imkan yoksa “Denize girmeyin” uyarısını görüyorsunuz plajın girişinde. Gerçi rehberin söylediğine göre, Tel Aviv’de hiçbir şey için kesin ve katı kurallar yok. Uyarıların çoğu, “Yapmasanız daha iyi olur” şeklinde algılanmalıymış 🙂 Deniz çok temiz bu arada, zaten çoğu plaj da mavi bayraklı.


Tel Aviv’e gelmeden önce Kudüs’te baya yemek yemiştim. Orası da pahalı olsa da, her bütçeye uygun yemek alternatifleri vardı. Tel Aviv’de ise öyle her köşe başında dönerci veya falafel satan yer bulmak çok zor. Hatta bir an “Keşke Kudüs’te kalsaydım” bile dedim. Tel Aviv, halkın bir koşturmaca içinde olduğu, günün her saatinde cafe barları doldurduğu, hareketli bir şehir değil, aksine Kuzey ülkelerinin disiplin ve düzeni kendini belli ediyor. Belli ki herkes çalışma saatlerinde işinde gücünde. Yani kimse kendini “Akdeniz havası insanı tembelliğe itiyor” diye kandırmasın 🙂

Humus genelde böyle büyük porsiyon olarak geliyor. Mekana göre 30-50 Shekel arası bir rakam ödedim bira ile birlikte.

Tel Aviv’de yemek için en favori noktam Hacarmel Market (Shuk Ha’Carmel) oldu. Burası halkın alışveriş yaptığı yerel bir pazar. Bizdeki pazarları andırıyor. Sadece daha düzenli. Burada güzel falafel tezgahları ve büfeler var. Zeytin, peynir ve meyvenizi alarak kendinize minik bir piknik çantası bile hazırlayabilirsiniz. Falafel ve nar suyu ikilisinden sonra Cafe Osher’de oturdum. Burası, Tel Aviv’in geri kalan tüm mekanlarında olduğu gibi harika müzikler çalan mini bir cafe. Gelen geçeni izlemek için ideal bir noktaydı 🙂

İsrailliler’in kutsal kabul ettiği yiyeceklerden biri nar. Diğerleri, zeytin, hurma, arpa, buğday, zeytin ve incir.

Böyle fırınlara da sık sık rastlayabilirsiniz İsrail’de. Ekmek 10 shekel.  Falafel 20 shekel. Her yerde güzel yapıyorlar, en çok tükettiğim yemek falafeldi.

Yeme içme demişken, her şehirde yaptığım McDonalds fiyat bildirimini buradan da yapayım: Klasik bir menu 38 Shekel.  Günlük kura göre 55-60 TL arası gidip geliyor 🙂 Tel Aviv’de supermarket de fazlasıyla var. Meyvenizi ve içeceğinizi buralardan da temin edebilirsiniz. İncir, üzüm, nar ve portakal bolca bulabileceğiniz meyveler.

Şehrin en güzel yanlarından biri birçok mekanda şifresiz wifi olmasıydı, sokaklarda bile. O yüzden internet sıkıntısı yaşamadım ve kendi telefon tarifemi kullanmaya hiç gerek duymadım. Bu pahalı şehirde, turistler açısından güzel bir hizmet 🙂

Tel Aviv gezi rehberlerinde önerilen noktalardan biri Neve Tezedek sokağı. Burası minik binaları, renkli kapıları ve dar sokaklarıyla şirin bir semt. Aynı zamanda Tel Aviv’in en eski semtlerinden. Bolca sanat galerisi var. Zaten Tel Aviv’de gördüğüm kadar sanat galerisini başka şehirde gördüğümü hatırlamıyorum. Eğer denk getirebilirseniz Suzanne Dellal Center’da dans ve tiyatro gösterilerini izleyebilirsiniz.

Suzanne Dellal Center

Neve Tzedek’te vakit geçirdikten sonra yakınlarındaki Charles Clorke plajına gittim. Plajın merkeze yakın olması çok büyük bir avantaj gerçekten burada.

Benim çok da etkilenmediğim Tel Aviv peki neden bu kadar popüler? Bunun cevabı gece hayatı. Sadece gece hayatı için gelenler bile vardı. Ben tek başıma seyahat ettiğim için  alternatifleri çok fazla araştırmadım, ama arkadaş grubunuzla geliyorsanız her gece eğlenecek farklı mekan bulabilirsiniz. Jazz bar, tekno kulüp, veya disko…Birçok zevke uygun yerler var. Sadece hafta sonuna da endeksli değil eğlence. Ben Pazartesi akşamı çıkmıştım ve neredeyse İstanbul’un Cuma günkü hali gibiydi 🙂

Şehrin geneli gibi gece hayatı ve alkol de pahalı burada. Hostelle çıktığım gece Lima Lima isimli bir bara gittik. Normalde giriş ücreti vardı ama hostelin anlaşması olduğu için ücretsiz girdik. İçerde de içkiler indirimliydi bize. Normalde kokteyller 56 Shekel (86 TL) iken, ben 18 Shekel ödedim. Ardından Sputnik isimli bara geçtik, burada da hostelle bağlantı bir Dj’in tekno partisi vardı. Eğlence genelde gece 11-12 gibi başlıyor. Dönüşü taksiyle yapmak isterseniz, taksiciler 50 shekel’den açıyor kapıyı 🙂 Bu arada Tel Aviv sadece bizim paramızın değer kaybından dolayı pahalı değil, Amerikalı ve Avrupalı gezginler de şikayet ediyorlardı.

Ben hostele tek başıma dönmeye zaten korkuyordum, hostel ekibinden bir kız da ayrılmaya karar verince, birlikte çıktık Sputnik’ten. Maps.me kullanmama rağmen baya bir zorlandık yolu bulmakta. Ama en azından Tel Aviv’in gece güvenli olduğunu deneyimlemiş oldum 🙂 Sokakta polis arabaları görmek mümkün, ama onun dışında, hafta içi şehir ıssız, tek başınıza ürkmeniz olası.

Tel Aviv kompakt bir şehir, yürüyerek gayet kolay geziliyor. Zaten her şey bu kadar pahalıyken, bir de taşımaya para vermeye gerek olmadığını düşünüyorum. Bir tek Kudüs’ten gelirken ve dönüşte Ben Gurion Havalimanı’na ulaşım için dolmuş ve taksi kullandım.

Tel Aviv sakinleri ve genel olarak İsrailliler İngilizce biliyorlar ve oldukça yardımseverler. Hatta şehre vardığım ilk gün yine kaybolmuşken, bir çift kendi Google haritalarından bakıp beni hostelimin kapısına kadar bıraktılar. Maps.me’nin beni yarıda bıraktığı bazı günler de yine yerlilerden yardım aldım.

3 gün sonunda Tel Aviv’den ayrıldım. Tekrar gider miyim? Bu kadar pahalı olmasa, arkadaşlarımla tekrar gidip eğlenmek isterdim. Ama,” Herkesin görmesi gereken bir şehir” de diyemem açıkçası. Yeme-içme ve kültürel gezi için Kudüs çok daha iyi bir seçenek. Yine de Türk Lirası gelecek 5 yıl içinde çok iyi bir değer kazanırsa, keyif yapmak için belki bir şans verebilirim Tel Aviv’e…

Tel Aviv hakkında ufak bilgiler:

Eğer Ben Gurion Havalimanı’na, Cuma öğleden sonra varıyorsanız toplu taşımayla Tel Aviv’e ulaşmanız mümkün değil.  Taksi tek yöntem (Yaklaşık 150 Shekel tutuyor). Shabbat tatili Cumartesi akşam 9’dan sonra bitiyor ve ancak o zaman otobüs veya trenle şehre gidebilirsiniz. Kudüs dolmuşları ise 7/24 çalışıyor. Ben zaten Kudüs’ü ziyaret etmeyi planladığım için, Tel Aviv yerine direkt havalimanından Kudüs’e gittim. Kudüs’ten Tel Aviv’e ise dolmuşla 25 Shekel’e yaklaşık 1 saat içinde ulaşabilirsiniz.

İsrail resmi para birimi Shekel. Ben yanımda Dolar veya Euro götürmedim ve parayı havalimanında Atm’den direkt Shekel olarak çektim. Sadece 20 lira komisyon almışlar, yani buradan USD veya başka bir para birimi alıp, bir daha orada Shekel’e çevirip çifte komisyon ödemeye gerek yok bence. Sadece bankanızla günlük yurt dışı para çekme limitinizi kontrol etmenizde fayda olabilir, benimki 1000 liraydı örneğin.

 

 

 

 

 

Yorum Yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.